porno izle porno izle porno izle porno izle
bursa escort bayan çarşamba escort bursa escort bayan gemlik escort bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer porno izle porno izle sikiş izle sikis izle sikiş izle porn izle hd porno izle
bursa escort bursa escort escort bayan escort bayan escort bayan escort bayana escort bayan bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort görükle escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort
Bugun...



AŞI KARŞITI OLMAK SUÇ MUDUR?


facebook-paylas
Tarih: 08-12-2020 19:22

AŞI KARŞITI OLMAK SUÇ MUDUR?

 

DSÖ’nün ilahi güçlere sahip yanılmaz bir kurum olduğuna iman etmiş kimseler için aşı aleyhinde görüş beyan etmek neredeyse vatana ihanetle eş tutuluyor.

 

Öyle faşizan bir ortam oluştu ki aşı olmayı reddedenlere yönelik çok yakında “vatandaşlıktan çıkarılsınlar” kampanyaları düzenlenecek.

 

Peki, aşı olmak konusunda tereddüt yaşayanlar haksız mı? İsterseniz bunu anlamak için filmi geri saralım ve on yıl öncesine gidelim.

 

Dönemin sağlık bakanı Recep Akdağ, Bilim Kurulu'nun beklediği senaryoyu şöyle anlatıyordu; “Her 100 kişiden 10 ila 33'ü bu kış domuz gribine yakalanabilir. Hastalık hızla yayılabilir ancak bizim amacımız yayılma hızını azaltmaktır.”

 

Devam ediyor bakan; “Bireysel tedbirlere çok ciddi biçimde dikkat etmemiz lazım. Bunların yanında el yıkama geliyor. Bir de şu el sıkışma ve öpüşme âdetinden 5 ay vazgeçmeyi ben bütün toplumumuza öneriyorum. Çünkü ellerle hastalığın bulaştığını biliyoruz. Uzaktan da birbirimize sevgimizi gösterebiliriz.”

 

Medyanın “ikinci dalga, üçüncü dalga gelecek ve hepimiz öleceğiz” propagandalarının ardından bir müddet sonra beklenen aşı müjdesi gelir.

 

Ve aşı da dahil tüm bu tedbirler için 2009 sonuna kadar 140 milyon lira ek ödenek ayrılmıştı. Aşı için ilk sırada aralarında Bakan Akdağ'ın da olduğu sağlık çalışanları vardır.

 

İkinci sırada hamileler, üç yaşına kadar olan çocuklar, diyabet ve kalp hastaları... Sonraki grup ise kolluk kuvvetleriyle itfaiyeciler. Amaç hizmetlerin devamı ve şehirde kaosu önlemektir.

 

Erdoğan zne demişti!

 

Başbakan Tayyip Erdoğan ise aşı konusunda; “Sağlık Bakanımla aynı düşünmüyorum” diyecektir.

 

Erdoğan yaptığı açıklamada; “Kimseyi zorlayamazsın. Bu konuda vatandaş kendi isteğine bağlı olarak böyle bir yolu tercih ederse eyvallah, ama etmiyorsa muhakkak yaptırmanız gerekiyor diye böyle bir kampanyanın sürdürülmesi doğru değildir, yanlıştır. Çünkü otoriteler de bu konuda görüyorsunuz değişik kanaatler belirtiyor, kimisi olmalı kimisi olmamalı diyor. Öyleyse bizim yapacağımız şey, siyasi irade olarak bunu isteğe bağlı hale getirmektir. Niye? Yarın siyasi iradeye kimse faturasını kesmesin” diyerek kendisinin ve ailesinin de aşı olmayacağını beyan etmiştir.

 

Tam da bu noktada Dünya Sağlık Örgütü’nden ilginç bir açıklama gelir. DSÖ’den Prof. Ulrich Keil, “Domuz gribi salgını ilaç üreticilerinin kârlarını artırmak için bu şirketlerle ortak olarak üretilen bir korku kampanyasıydı” diyerek yüzyılın skandalını itiraf etmiştir.

 

Ancak geçen sürede yaklaşık 30 milyon Avrupalı, domuz gribi aşısı Pandemrix'i almıştı. Alman Spiegel, 2018 tarihinde haftalık hakemli dergi olan British Medical Journal'da yayınlanan bir raporu yayınlayarak aşı üreticisi Glaxo Smith Kline'ın Avrupa'da kullanılan Pandemrix aşısının yan etkileri hakkında erken dönemde hassas bilgilere sahip olduğunu, ancak bunu görmezden gelip sakladığını doğrulayan bir belge yayınladı.

 

Buna göre, aşılama kampanyasının başlangıcında, Avrupa'da üretilen ve kullanılan Pandemrix aşısının, Kanadalı muadilinden çok daha fazla yan etkiye sahip olduğu görüldü.

***

Toplu aşılardan sonra, dikkate değer sayıda insan, tedavisi olmayan bir uyku hastalığı olan narkolepsi hastalığına yakalandı. Sorun, aşılama kampanyalarının sona ermesinden ancak aylar sonra belli oldu.  Aşılanan yaklaşık 30 milyon Avrupalı arasında, uyuşturucuyla ilgili olduğuna inanılan yaklaşık 1.300 narkolepsi vakası vardı.  Özellikle çocuklar ve gençler bundan çok etkilendi.

 

Mayıs 2016'da İsveç hükümeti, etkilenenlere 1 milyon Euro'ya kadar tazminat ödemeye karar verdi.  Bu aşı şirketi aleyhine yasal işlemler hala devam etmektedir. 

 

Almanya'da dünyaca ünlü Profesör Sucharit Bhakdi ise SARS ve MERS virüsünün çok daha tehlikeli olduğunu ifade ederek Covid-19 için hazırlanan özellikle gen bazlı aşıların tehlikeleri hakkında uyarı yapıyor.

 

Profesör, “Hiçbir gen bazlı aşı, insanlarda kullanım için onaylanmamıştır ve mevcut korona aşıları, normalde uluslararası yönetmeliklerin gerektirdiği şekilde yeterli ön klinik teste tabi tutulmamıştır” diyor.

 

Şimdi politikacıların da destek verdiği bu aşı için yeterli çalışmalar yapıldı mı? Aşının uzun vadede herhangi bir tahribata yol açmayacağı konusunda kamuoyuna garanti verebilirler mi? Umarım aynı filmi tekrar izlemeyiz.

 

 

UFUK COŞKUN

08.12.2020

 







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI