porno izle porno izle porno izle porno izle
X 20
Bugun...



COVİD-19, NAMIDİĞER: KORONA VİRUS


facebook-paylas
Güncelleme: 26-03-2020 14:17:49 Tarih: 24-03-2020 13:27

COVİD-19, NAMIDİĞER: KORONA VİRUS

 

 

Son dönemde korona virüsle (COVİD-19) yatıp korona virüsle kalkar olduk. Özellikle 10 Mart tarihi itibariyle ülkemizde ilk pozitif tanı konulduktan sonra bu konu gündemimizin ilk sırasını aldı ve bir süre de böyle gideceğe benziyor.

 

COVİD-19’un tanımıyla yazımıza başlayalım.

 

CO: Corona, Vİ: Virüs, D: Disease (Hastalık) ve 19 ise virüsün ortaya çıktığı 2019 yılını ifade etmektedir. Kısaca COVİD-19 corona virüse bağlı hastalığı anlatmak için kullanılmaktadır.

 

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünya genelinde yılda ortalama 5 milyon kişi mevsimsel gribe yakalanıyor ve 600 bin kişi mevsimsel grip nedeniyle hayatını kaybediyor. Son iki ayda grip nedeniyle ölenlerin sayısı COVID-19 nedeniyle ölenlerden en az 100 kat daha fazladır. Sadece ABD’de bu yıl 26 milyon kişi grip geçirdi, 250.000 kişi grip nedeniyle hastaneye yattı ve 14.000 kişi de hayatını kaybetti.

 

Aslında her yıl genellikle de mevsimsel grip döneminde Coronavirusler ile karşılaşmaktayız. Bugüne kadar 6 tip coronavirus tespit edilmişti COVİD-19 ile birlikte yedincisi de hayatımıza girmiş oldu.

 

Bundan önceki koronalardan özellikle 2003 yılında yine Çin'de patlak veren ve 8 bin kişinin etkilendiği ağır akut solunum yolu yetersizliği sendromu (SARS-CoV) salgını nedeniyle dünya genelinde 800'den fazla, Çin'de 350 kadar kişi yaşamını yitirdi.

 

SARS’tan yaklaşık 10 yıl sonra 2012 yılında ise yine bu Coronavirus (koronavirüs) ailesinden olan ve ölüm oranı %30-35 olan MERS-CoV (Middle East RespiratorySyndromeCoronavirus) Eylül 2012’de ilk defa Suudi Arabistan’da 699 hastada saptandı ve bu hastaların 209’u yaşamını kaybetti.

 

Son olarak da tüm dünyanın gündemine oturan COVİD-19 ile 2019 yılının Aralık ayında tanışmış olduk.  31 Aralık 2019’da DSÖ Çin Ülke Ofisi, Çin’in Hubei eyaletinin Vuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarını bildirmiştir. 7 Ocak 2020’de daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni Coronavirus (koronavirüs) (2019-nCoV) olarak tanımlanmış ve adı COVID-19 olarak kabul edilmiştir. Bu arada dünyanın en büyük biyolojik silah geliştirme laboratuvarının da Vuhan’da olduğunu hatırlatalım.

 

COVID-19, ileri yaş ve eşlik eden hastalığı (astım, diyabet, kalp hastalığı gibi) bulunanlarda daha ağır seyretmektedir. Bugünkü verilerle hastalığın %10-15 olguda ağır seyrettiği, yaklaşık %2-3 olguda da ölümle sonuçlandığı bilinmektedir. Seksen yaşının üzerindeki hastalarda ölüm oranı %14.8, 70-79 yaşları arasındaki hastalarda %8 iken 10-40 yaş arasında ölüm oranı %0.2 bulunmuş, 10 yaşın altındaki çocuk hastalarda henüz ölüm kaydedilmemiştir.

 

İnsanlık tarihi daha önce de pek çok salgına şahit oldu ama bu son salgın, önceki salgınlardan çok farklı sunuluyor. Sanki insanlar bu salgın üzerinden özellikle korkutulmaya ve umutsuzluğa sevk edilmeye çalışılıyor. Bu çabanın özel bir nedeni olup olmadığını ileriki dönemde daha net göreceğiz. 

 

Bu virüsün koca Çin'de 100 bin civarında vaka ve 5 bin civarında ölümle kontrol altına alındığının duyurulması ama aynı virüsün başta İtalya ve İspanya olmak üzere tüm Avrupa'yı bir ekin gibi biçmeye devam etmesi bana normal gelmiyor. Bu belanın üstesinden geldiği haberleri sıkça yapılmaya başlanan Çin, şimdi birde Avrupa'yı kurtarmak gibi bir misyon üstlenmiş durumda.

 

Önceleri virüsün dünyaya yayıldığı ülke olduğu için kötü anılan Çin, son günlerde İtalya, İspanya, Yunanistan, Sırbıstan gibi birçok devlete yardım edeceğini açıklayarak iyilik meleği rolüyle karşımıza çıkarılmaya başlandı. Bu ve benzeri hayatın normal akışına uymayan durumlar, sizi bilmem ama benim kafamda çokça soru işaretinin oluşmasına neden oluyor.

 

Biz insanoğlunun COVİD-19 karşısındaki durumu, azgın bir boğa bize doğru hızla koşuyor ve biz de canımızı kurtarmak için önümüze çıkan ilk açık kapıdan kendimizi içeri atıp o boğanın hışmından kurtulmaya çalışıyoruz.

 

Can havliyle içeri girmeye çalıştığımız o kapının ardında acaba bizi neler bekliyor sorusunu sormaya şu an ne halimiz var, ne de vaktimiz.

 

Dileyelim ki o açık kapının ardında, kaçtığımız azgın boğadan daha tehlikeli ve aç bir sırtlan sürüsü bizi bekliyor olmasın!

 

 PEKİ, GEÇMİŞTE YAŞANMIŞ DÜNYADAKİ EN ÖLÜMCÜL SALGINLAR NELER?

 

1-Bizans İmparatorluğu topraklarında 541-542 yılları arasında başlayan ve 200 yıl süren Justinyen veba salgını sonucu 100 milyonu aşkın insan hayatını kaybetmiştir. O zamanki dünya nüfusunu düşündüğümüzde ölenlerin sayısı dünya nüfusunun neredeyse yarısına tekabül etmektedir. Kara Ölüm olarak bilinen Kara Veba salgını ise 1346-1350 yılları arasında Avrupa’da 50 milyon insanın can kaybıyla sonuçlanmıştır.

 

2-Afrika’da 1960 yılında ortaya çıkan ve sonra tüm dünyaya yayılan HIV/AIDS salgını günümüzde yaygın bir şekilde devam etmekte olup 40 milyon kişiye bulaşmış durumdadır.  Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği rakamlara göre şu ana kadar HİV/AİDS nedenli ölüm sayısı 32 milyondan fazladır ama popülerliği COVİD-19’un 100 kilometre yakınından dahi geçememiştir.

 

3-Justinyen ve Kara Veba salgının ardından dünyadaki üçüncü veba salgını olarak bilinen ve 1894-1903 yılları arasında ortaya çıkan Modern veba salgını sonucunda toplamda 10 milyon kişi ölmüştür.

 

4-Çin’de 1957 yılında başlayarak, Uzakdoğuya daha sonra da Avustralya, Amerika ve Avrupa’ya yayılan Asya gribi salgınından ölenlerin sayısının 24 milyondur.

 

5-Hong Kong’da 1968-1969 tarihleri arasında Hong Kong gribi olarak ortaya çıkan salgından yaklaşık 2 milyon kişi ölmüştür.

 

Anlayacağınız dünyada bugüne kadar çok sayıda salgın hastalıklar meydana gelmiş ve çok sayıda insan bu salgınlar sonucunda hayatını kaybetmiştir. Sadece Kanser belasından dünyada her gün ortalama 30 bin, tüberkülozdan (verem) ise 2 bin kişi ölmeye devam ediyor. 

 

Tüm dünya ile birlikte biz de ülke olarak COVİD-19 salgının olumsuz sonuçlarını yaşıyoruz. Bu salgın da öncekiler gibi elbet gelip geçecektir. Tedbirlerimizi alalım ama korku ve paniğe kapılarak bizi ayakta tutan psikolojimizi asla bozmayalım.

 

İnsanlık tarihi boyunca salgın hastalıklar hep olmuştur, bundan sonra da olacaktır, mühim olan sabırlı olmak ve zorluklar karşısında pes etmemektir. Allah’a hamd olsun ki, sağlık altyapımız ve imkânlarımız bundan önceki dönemlerle kıyaslanamayacak derecede iyi duruma gelmiştir.

 

Dünya nüfusunun yarısını kıran 100 milyonlarca insanın öldüğü veba salgınlarını bile aşıp bugünlere gelen insanoğlu, Allah’ın izniyle bu salgının da üstesinden gelmeyi becerecektir.

 

Salgın hastalıklar karşısında üzerimize düşen pes etmek değil, yeniden yaradılış amacımızı hatırlamak ve bozulan istikametimizi düzeltmektir. Vehimler ve gereksiz korkularla zihnimizi bulandırmak yerine tedbirlerimizi alarak umutla geleceğe bakmaktır.

 

İnsanların umutlarını kırmak istercesine sürekli ölüm ve vaka haberleri yapan, insanlara korku pompalayan kanalları an be an takip ederek psikolojinizi bozmayın. Çünkü o bozulursa bağışıklık sisteminiz çöker. Bağışıklık sisteminiz çökerse de en ufak hastalıkta mazaAllah yığılıp kalırsınız.

 

Hazır evde olma fırsatı yakalamışken kitap okuyalım, Kuran okuyalım, aile fertleriyle hasbihal edelim, Allah’ın bize bahşettiği sayısız nimetler elimizdeyken kıymetini bilelim ve nimetin sahibine çokça şükredelim.

 

Bu süreçte sabırlı olalım, güçlü kalalım, inancımızı ve imanımızı sağlam tutalım, öldüğümüzde işimize yaramayacak dünyalık şeylere kafa yormak yerine kalıcı şeylere odaklanalım vesselam...

 

Selam, sevgi ve dua ile...

 

 

Halil KALKAN

24.03.2020







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YUKARI YUKARI