porno izle porno izle porno izle porno izle
Bugun...



DUAYI KÜÇÜMSEME EY İNSAN


facebook-paylas
Güncelleme: 07-04-2020 00:20:39 Tarih: 31-03-2020 22:16

DUAYI KÜÇÜMSEME EY İNSAN

Duanın sözlük anlamı “çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek” demektir. Dinî bir terim olarak ise, insanın bütün benliğiyle Allah’a yönelerek maddî ve manevî isteklerini O’na arz etmesidir. Başka bir ifadeyle dua, insanın Allah’a hâlini arz etmesi ve O’na niyazda bulunmasıdır.

 

Korona virüs salgını dolayısıyla Diyanetin başlattığı ezan sonrası minarelerden yükselen dualara milyonlarca Müslümanın aynı anda ellerini semaya açarak balkonlardan eşlik ediyor olması birilerini rahatsız etti. Bu zavallı kesim “dua edince geçecek mi” diyerek dua ile akıllarınca alay etmeye başladılar.

 

Bilmezler ki Çanakkale’de, o dönemin en teknolojik silahlarıyla donatılmış koalisyon orduları, dualar sayesinde Ege’nin soğuk sularına gömülmüştür. Bilmezler ki, Çanakkale ve İstanbul boğazlarını almaya gelen İngilizlerin, dualar sayesinde boğazları kurumuş ve yutkunamaz hale gelmiştir. Bilmezler ki, itilaf devletlerinin komutanı İngiliz General Hamilton: "Bizi Türklerin maddi gücü değil, manevi gücü mağlup etti. Çünkü onların atacak barutu bile kalmamıştı. Fakat biz gökten inen güçler ile mücadele ettik. Allah ile harp ettik! Tabii ki de yenildik..." demiştir. Her metrekaresi şehit kanlarıyla sulanmış bu toprakları bize vatan yapan ecdadımız, sadece dua edip sonrasında yan gelip yatmamıştır. Bir taraftan mutlak galip olan Allah'ın kendilerine zafer nasip etmesi için dua etmiş, diğer taraftan da son nefes cana ve son damla kana kadar mücadele etmiştir.

 

Bugün de yapılan bundan farklı bir şey değildir. Hem gelişmiş sağlık alt yapımızla bu virüsle mücadele edeceğiz, hem de bu konuda bize yardım etmesi için Allah’a dua edeceğiz. İnsanoğlu olarak bizler olayların sadece görünen kısmını görür anlamaya çalışır ve ona göre yorum yaparız. Hâlbuki olayların bizim bilmediğimiz nice hikmetleri vardır. Bunu ancak Allah (c.c) bilir. Bize düşen ye’se kapılmadan, “vardır bunda da bir hayır” anlayışıyla üzerimize düşen görevleri yapmak, tedbirleri almak ve sonrasında da tevekkül etmek yani Allah’a teslim olmaktır. Böyle yapmazsak, hem Allah’a isyan etmiş hem de kendimize zarar vermiş oluruz. Başımıza bir musibet geldiğinde isyan etsek, bağırsak, çağırsak, ortalığı yakıp yıksak kime ne faydası var? Kocaman bir hiiiç! Boş uğraşlarla o belayı savamadığımız gibi en başta kendimiz olmak üzere sevdiklerimize ve çevremize zarar vermiş oluruz. Müminler olarak her durumda Rabbimizden hakkımızda hayırlı olanı dilemeli, sabretmeli, sorumluluklarımızı eksiksiz yerine getirmeli ve Allah’a (c.c) tam bir teslimeyetle teslim olmalıyız.

 

Cenabı hak Zümer süresi 49. ayetinde mealen: “İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.” buyurarak insanoğlunun adeta ciğerinin fotoğrafını çekerek önümüze koymaktadır. Bu ayeti kerimede Mevla’mız, insanoğlunun ne kadar nankör olduğunu, nimet verilince Allah’ı unuttuğunu, belâ ve musibet geldiğinde de Allah’ı hatırladığını ve ona yalvardığı bildiriliyor. Allah (c.c) sonsuz akıl sahibidir ve dünya hayatında meydana gelen olumlu veya olumsuz her olayı özel bir plan ve kader doğrultusunda, hayır ve hikmetle yaratmıştır.

 

Bugün tüm dünyanın uğraştığı COVİD-19 virüsü de bundan farklı bir şey değildir. Dünyanın en zengin devletleriyle en fakir devletleri bu virüs salgını neticesinde üç ay gibi kısa bir sürede nasılda eşit duruma geldiler. Şu an dünyanın dört bir tarafındaki insanların tek bir derdi var, o da zengin-fakir demeden insanları adeta bir ekin gibi biçen bu virüsten canını kurtarabilmek. Gözle görülemeyecek derecedeki küçücük bir virüs, bilimin zirvesinde olduğunu iddia eden modern dünyaya çok kısa bir sürede diz çöktürüp haddini bildirdi. Kibir abidesi haline gelmiş insanoğlunu evine hapsederek sokağa çıkamaz hale getirdi. Kabul etmeliyiz ki insanoğlu olarak oldukça aciz ve zayıf varlıklarız. Gücümüz, aklımız, bilgimiz ve ömrümüz sınırlıdır. Bu dünyada huzurlu bir yaşam sürmek istiyorsak, fıtrata uygun bir yaşam sürmenin gayreti içinde olmalıyız. Bu virüs salgını biz insanoğluna bencil olmamamız gerektiğini, sadece kendimizi veya kendi ülkemizin insanını koruyarak bir yere varamayacağımızı, bizim dışımızdakileri de düşünmemiz gerektiğini bir kez daha gösterdi.

 

 

Bugün dünyada 980 milyon insan akşam karnı aç bir şekilde yatağına giriyor. Bunun iki katına yakın insan temiz su kaynaklarına ulaşamadan sağlıksız bir şekilde yaşam mücadelesi veriyor. Yine her yıl milyonlarca insan, daha iyi bir gelecek umuduyla vatanını terk edip başka ülkelere göç etmek zorunda kalıyor. İnsanlık, bu sorunlara duyarsız kalarak bir yere varamayacağını artık anlamalı. COVİD-19 Çin'de ortaya çıktı ama sadece Çin'in sorunu olarak kalmadı, oradan tüm dünyaya hızla yayıldı ve tüm insanlığı esir aldı. Yaşananlardan ders çıkaramaz ve hala "canım Afrika'da, Çin'de, Suriye'de, Filistin'de, Somali'de, Myanmar'da... yaşananlardan bana ne" demeye devam edersek, çok daha büyük felaketler bizi bekliyor.

 

İnsanoğlu olarak bizler, sınırlı aklımız ve sınırlı bilgimizle olaylara baktığımızdan çoğu zaman sonunda hayır ve güzellik olan bir olayı olumsuz, kötülük ile dolu olan bir olayı ise olumlu olarak nitelendirebilmekteyiz. İman eden bir insanın yapması gereken, yüce Allah'ın sonsuz akıl ve bilgisine teslim olmak ve “Sizin hayır sandığınız şeyde şer; şer sandığınız şeyde hayır vardır. Allah bilir siz bilemezsiniz” ilahi buyruğunu her durumda aklından çıkarmamaktır. Selam, sevgi ve dua ile…

 

Halil KALKAN

31.03.2020







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YUKARI YUKARI