porno izle porno izle porno izle porno izle
Bugun...



İNSANI UNUTTURAN BİR ÇAĞ BU


facebook-paylas
Tarih: 02-07-2020 06:23

İNSANI UNUTTURAN BİR ÇAĞ BU

 

Hermann Hesse, Siddhartha adlı romanında şöyle diyor; “Çok şey bilinebilir ama gerekli olan bilinmiyorsa, hiçbirinin anlamı kalmaz.”

 

Karl Popper de şöyle katkıda bulunuyor. “Hiçbir şey bilmiyoruz, bu birincisi. Bu yüzden çok alçakgönüllü olmalıyız, bu ikincisi. Bilmediğimiz halde bildiğimizi iddia etmemeliyiz bu da üçüncüsü. Halka sevdirmek istediğim yaklaşım kabaca budur. Ancak geleceği pek parlak görünmüyor.”

 

Herkesin her şeyi ziyadesiyle anladığı, kendini her konuda otorite kabul ettiği, diğerlerini ufaladığı, “benim bilgim seninkini döver” yarışına giriştiği, bilginin de inadına sel gibi aktığı acayip ortamların mahsulü olduk.

 

Gerekli olanın ne olduğu konusunda henüz bir fikri olgunluğa sahip olamayan, Kant’ın “ergin olmama durumu” dediği türden bir buhran bu.

 

Hadi, “düşkünler yurdunun yatakhanesinde bizleri lanetli şairler sofrasına buyur eden” Perec de dahil olsun bize.

 

Oysa insan, inandığı en basit ne varsa onun peşinden gitmeli değil miydi?  Ulaşmak istediğin bir kesinlik yoksa eğer bu bizi yaşayan hayaletler yapmaz mı?

 

İnsan, hayatını anlamlı kılmak adına cevapları kendi bulmalıdır. Söylenenler, konuşulanlar ezberden ve magazinden başka bir şey ifade etmez.

 

Bizler bu ülkede yıllarca bir cevap bulmuş gibi hayat yaşadık ve yaşıyoruz. Ancak cevapları biz kendimiz bulmadık. Doğruya ve kesin bilgiye ulaştığını iddia edenlerin cebimize iliştirdiği cevaplardı onlar.

 

Bu şekilde yaşadığımız basit ve sıradanlığı hayat sandık. Sonra hayata sıkı sıkı bağlandık bu cevaplarla. Tüm cevapları bulmuş gibi! Artık bu vakitten sonra doğru cevapları bulsak bile bunu önce kendimiz yırtacak kadar inandık başkalarının cevaplarına.

 

Hâlbuki insanın bildiği en basit doğru o kişi için girilecek bir kapıydı. Tüm kapıları kapattık.

 

O yüzden diyorum, affedilir gibi değil içinde bulunduğumuz girdap. Karmaşık bir hale getirdik hayatı.

 

Size basit bir şey söyleyeyim;

Bana kalırsa bütün cevaplar üstünde bir cevap var ve başka da cevaba gerek yok; “haksızlık etmeden yaşamak.”

 

Bunun bir anlamı yok mu? Haksızlık etmemek… Belki bunu başarabilenlerin anlayacağı bir şeydir bu. Belki bunu başarabilen diğer doğru cevaplara ulaşmayı hak eder.

 

Bildiğimiz en basit kesinle işe başlayacak kadar cesur değilsek, cevaba ulaşmak için göze aldığımız bir şey yoksa eğer cevabın ne önemi var?

 

Şimdi artık alışkanlıklarımız oldu sosyal medya ortamlarında. Tüm zihinsel ürünleri fırından almaya çalışıyoruz taze ekmek gibi. Hayata anlam katan, insanı insan yapan şey sormak, sorgulamak ve cevap bulmaktır.

 

Aslında birey olmak budur.

 

Kendi lügati olan herkes bireydir. Endişesiz, sürekli hayata tazelik katan bir kaliteyle yaşamak için başkalarının değil bizzat kendimizin bu yolda uğruna adadığımız soruların cevapları için yol almak gerekir. Biz yolda öğreneceğiz her şeyi.

 

Yolun başında elimize verilen bir diğerinin hayata ve insana dair verdiği cevaplarla yolun sonunu getirmek mümkün değildir. O yüzden yaşadığımız hayat bizim değil üstelik basit, sıradan ve magazin bir hayat. Kayda değer hiçbir yanı yok.

 

Herkes bir diğerinin ipini çekmekle meşgul. Her yer tuzak dolu. Komplolar, tezgâhlar, planlar, kavgalar, suçlular, particilik, çıkarcılık, kayırmacılık vs. Bunca olumsuzluk arasından “insan” çıkmıyor maalesef.

 

Her gün insanı, insandan kopartan olumsuzluklara bir yenileri ekleniyor. Tehlikeli, bulaşıcı ve ölümcül bir virüs gibi hepimizi etkileyen ciddi bir “insan dışılık” hastalığıyla pençeleşmekteyiz.

 

Londra borsasında diyordu Volteire, Yahudi’si, Müslüman’ı, Hristiyan’ı birbirlerine hep aynı dindenmiş gibi davranır ve sadece iflas edenlere kafir derler!

 

Aslında şöyle bir zamanda çok basit gibi görünen ve fakat zor olan bir şeyi ifade etmeye çalışıyorum. İnsanı unutturan bir çarkın dişlileri arasında suyumuzu sıkıyorlar.

 

 

UFUK COŞKUN

02.07.2020







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YUKARI YUKARI