porno izle porno izle porno izle porno izle
Bugun...



KÖYLERİMİZE, KÖY OKULLARINA ve KÖY KÜLTÜRÜNE SAHİP ÇIKALIM


facebook-paylas
Güncelleme: 30-06-2020 10:33:22 Tarih: 30-06-2020 09:14

KÖYLERİMİZE, KÖY OKULLARINA ve KÖY KÜLTÜRÜNE SAHİP ÇIKALIM

 

Kimi zaman C Kuşağının (Z Kuşağı diyorlar ama ben bunu C Kuşağı olarak ifade ediyorum) gençleri ile konuşurken şahit olduğum bir gerçek var.

 

C Kuşağının gençlerinin çoğu köyünü ve köy kültürünü bilmiyor.

 

Üzülerek ifade etmeliyim ki hatta C Kuşağı gençleri köylerindeki topraklarının sınırlarından ve dedesinin/ninensinin mezarlarından bihaber.

 

Ne kadar üzücü bir şeydir bu?

 

Torunları için sevinç ve hüzün göz yaşları döken büyüklerin düşmesi gereken durum bu mu olmalıydı?

 

Yine C kuşağının gençlerinde köy kültürüne karşı bir direniş de gözlemleniyor.

 

Sanki köye ait gelenekler, yaşam tarzı ilkeli temsil ediyormuş gibi bir algıya sahipler.

 

Oysa bilmiyorlar ki kültür ve medeniyetimizi ayakta tutan asıl kaynak ve kod, köy kültürüdür.

 

Köy düşerse kentin ve kişinin de düşeceğini anlatamadık onlara.

 

Bu noktada C Kuşağının gençlerini suçladığım sanılmasın. Ben gençleri çok masum görüyorum bu konuda.

 

Kendilerine reklamlar, diziler, büyükler... eliyle dikte edilen kültür mesajlarına bakıldığında gençler yine iyi bir noktadalar.

 

FOX'un ve Kanal D'nin dizileriyle büyüyen bir gençlikten ne beklenebilir ki?

 

Ben asıl sitemimi gençlik politikalarına yön veren kişilere yapmak istiyorum.

 

Gençler elimizden kayıp giderken sizler ne yapıyorsunuz, vicdanınız hiç sızlamıyor mu bu tablo karşısında?

 

Mesela köy okullarını "taşımalı okul" kapsamında kapatırken hiç düşündünüz mü?

 

10/100 yıl sonrasına böyle bir uygulamanın nası etki edeceğini hesap ettiniz mi?

 

Saatlerce yollara mahkum olan veya köy okulunun otantik atmosferinden mahrum kalan çocuğun kaybını anlayabiliyor musunuz?

 

Köyde eğitim gören bir çocuğun, tenefüste annesinden yağlı ekmek isteyip de bunu yedikten sonra derse devam etmesinin ne demek olduğunu biliyor musunuz?

 

Ya da bir çocuğun köyde görevli öğretmenine pündükten aldığı yumurtayı ikram etmesi duygusunu hiç yaşadınız mı?

 

Sanmıyorum. Çünkü düşünülseydi böyle olmazdı.

 

Köy okullarının yeniden canlandırılması ve en modern şekilde donatılması gerektiğine inanıyorum ve bunu yıllardır söylüyorum.

 

Eğer köy çocuğu bir güneşle zihnini ve kalbini aydınlatacaksa bu güneşin doğduğu dağ köy okulu, bu güneş de köyde görev yapan öğretmen olmalı.

 

Okul ve cami arasındaki bağ devam etmeli ve köydeki öğretmen ile imam, köyde yaşayan çocuklarımızın ve vatandaşlarımızın rehberi olmalıdır.

 

Köy okulları teknik donanımı olan, aylık seminerlerin, bilgilendirmelerin, sosyal faaliyetlerin yapıldığı mekanlar olmalı.

 

Köy, kaçılan bir yer değil; çekim merkezi olan bir ekosistem olarak inşa ve ihya edilmeli.

 

Kültür ekosistemimizin öz kaynağı olmalı köyler.

 

Korona sürecinde köylerine kaçan insanlar da gösteriyor ki köysüz bir hiçiz.

 

Ve öyle sanıyorum ki köy okulları var olsaydı, gerekli önlemler alınarak buralarda eğitime devam edilebilirdi.

 

İşin gerçeği şu ki atasının mezarının yerini bilmeyen, köyüne ait üretim faaliyetlerinden uzak, köyünün neredeyse adını unutmaya başlamış bir kuşağın varlığı beni rahatsız ediyor...

 

Umarım politika belirleyiciler bu konuyu gündemlerine alırlar.

 

Bu arada FETÖ'nün köylerde çok yoğun propaganda yaptıklarını devletimizin görmesi ve bu konuda önlem alınması gerekir.

 

Anadolu'yu ayakta tutan köylerdir; köysüz kent olmaz, kentlerin beslendiği damardır köyler.

 

Kuvayı Milliye'nin erlerinin çoğunun köy efradı olduğunu unutmamak lazım.

 

Köy kültürünü yaşatma, köy okullarını yeniden inşa/ihya etme konusunda çalışılmalı diyorum.

 

Kimin ne yaptığına bir şey diyemem. Fikir ve proje üretmenin ötesinde bir iradem yoktur.

 

 

AHMET PEKİYİ

30.06.2020

 







Etiketler :

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YUKARI YUKARI