porno izle porno izle porno izle porno izle
bursa escort bayan çarşamba escort bursa escort bayan gemlik escort bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer porno izle porno izle sikiş izle sikis izle sikiş izle porn izle hd porno izle
bursa escort bursa escort escort bayan escort bayan escort bayan escort bayana escort bayan bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort görükle escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort
Bugun...


Ahmet PEKİYİ

facebook-paylas
15 TEMMUZ DESTANINDAN RANT DEVŞİRMEK
Tarih: 23-08-2016 14:59:00 Güncelleme: 03-12-2016 18:09:00


15 Temmuz’daki batı destekli FETÖ darbe girişiminin püskürtülmesinde etkili olan birçok faktör var. Bu faktörlerden en önemlisi millet iradesi şüphesiz. O gece yediden yetmişine tüm Anadolu vicdanı, ülkesine yönelik işgal girişimine karşı kıyam etti. Sokaklar dakikalar içinde darbesavar vatan sevdalısı yiğitlerle doldu. Caddelere çıkarken “Acaba geri dönebilir miyim; geride servetimi, eşimi, çocuğumu, güzel bir dünyayı bırakacağım; dışarı çıksam mı çıkmasam mı?” tonundaki nefsanî sorulara kulak asmadı hiç kimse. Şerefli milletimiz, abdestini alıp şahadet namazını kıldıktan sonra anasıyla/eşiyle vedalaşıp çocuklarını yanaklarından öptü  ve bıraktı kendini sonunu göremediği karanlık sokakların kollarına. “Öleceksek bugün ölelim, vatan için ölelim, gün ecdadın emanetine sahip çıkma günüdür, gün kutsalımızı muhafaza etme günüdür.” diyerek yurdu için korkusuzca tüm silahlı enstrümanlara karşı gövdesini siper etti, Türkiye. Kör ve kahpe bir kurşunun Azrail ile kendisini buluşturabileceğinden korkmadı/kaçmadı mert insanımız. Şehit oldu, yaralandı ama zerre miktarı provokasyona alet olmadı. İmanından, inancından, sabrından başka silah kullanmadı, darbeci teröristlere karşı.

 

Kutsal değerlerimizi kalleş bir örgütün çiğnemesine izin vermedik o gün.  Darbeci teröristlerin etrafı millet tarafından sur gibi, iman dolu bir göğüsle kuşatıldı. Bu muhasara sayesinde yerli kolluk kuvvetlerimiz; emniyeti ve TSK’sı ile darbeci teröristleri çok kısa sürede etkisiz hale getirdiler. TSK’daki ve emniyetteki milli yetkililerin darbe gecesindeki tavrı da Türkiye’mizi kurtaran dinamiklerdendi. Ülkemiz çok büyük bir badirenin eşiğinden TSK ve emniyet içindeki vicdanlı, demokratik, vatanperver yetkililer sayesinde döndü. Özellikle TSK’daki milletinin, demokrasinin, meşru iktidarın yanında saf tutan komutanlar olmasaydı ve darbe girişimi emir komuta zincirine bağlı bir şekilde gerçekleşseydi, FETÖ darbesini bastırmak bu kadar kolay olmayabilirdi. Millet bu saatten sonra darbelerin hiçbirine boyun eğmeyecek, seçtiklerini bir takım seçkin/saçma/sahte(!) zümrelere teslim etmeyecek elbette ama FETÖ darbesi hiyerarşik komutlara bağlı bir darbe hamlesi olsaydı binlerle ifade edilen canımızı yitirebilirdik. Acılarımız, yaralarımız devasa boyutlara ulaşabilirdi.  Bu nedenle darbe girişiminin akamete uğratılmasında katkısı olan tüm aktör ve etkenlerin; milletimizin, liderlerimizin, TSK/Emniyet müntesiplerimizin, cesur basınımızın, STK’larımızın, siyasilerimizin ve duasıyla yanımızda olan ümmet/mazlum coğrafyasının hakkını teslim etmek ve her birine ayrı ayrı teşekkür etmek gerekiyor.

 

Mağlubiyetlerin sahipleneni yoktur pek. Yenilgilerin sorumluluğu, çoğunlukla dış faktörlerin ve kontrol edilemez bazı değişkenlerin üzerine atılır. Herhangi bir maratondaki/mücadeledeki kaybedişin faturası gizil etkenlere çıkarılarak gerçek sorumlular saklanır. Sahte bir başarı hikâyesi oluşturularak algı operasyonları yapılır. Böylece mağlubiyet galibiyetmiş gibi gösterilmeye çalışılır. Muhtemelen FETÖ’nün haydutları, başarısız darbe girişiminin mesuliyetini birbirlerinin üzerine atıp duruyorlardır. Bir ihtimal FETÖ elebaşı olan kendi liderlerine sövüp sayıyorlardır. Anadolu ruhunun elde ettiği muhteşem zaferi göremeyecek ve necip milletimizin istiklâl sevdasını anlayamayacak kadar körelmiştir kalpleri. Ruhunu haçlının/emperyalizmin baronlarına satmış ölüm robotlarından başka ne beklenebilir ki? 15 Temmuzda milletimiz 21. Yüz yılın Diriliş Efsanesini yazdı. Kanıyla, canıyla… Milli iradenin başarısı tüm dünya tarafından hayranlıkla izlendi. Türkiye demokrasisinin geldiği nokta gözleri kamaştırdı. 15 Temmuzda Türkiye’de yanan hürriyet meşalesi  batılı sahte demokratların da gözlerini aldı. Gözlerine projektör tutulmuş tavşan gibi oldukları yerde kalakaldılar. FETÖ darbe teşebbüsünü kınamak ve lanetlemek için günlerce beklediler. Bu sahte demokratlar emin olunuz ki darbe girişimi başarılı olsaydı, darbecileri akıl almaz/vicdan kabul etmez argümanlarla alkışlayacaklardı. Çünkü bu tavrı daha önce Mısır’da göstermişler, seçilmiş bir Cumhurbaşkanının darbe ile azledilişine, idamla yargılanmasına, idama mahkûm edilmesine sessiz kalmışlardı. FETÖ darbesi neticeye ulaşsaydı, Türkiye’de yaşanacak tüm FETÖ zulümlerine, insanlık dramlarına da sessiz kalacaklardı, hatta kendi güçleri ile FETÖ’ye destek vereceklerdi ama milletimiz izin vermedi buna çok şükür.

 

Galibiyetlerin sahipleneni çoktur. Tribünlerdeki izleyiciler dahi galibiyetle sonuçlanmış müsabakaların skorundan kendine pay çıkarmaya meyillidir. Bir futbol müsabakasında galibiyet golünü atan futbolcunun takımına sağladığı yararı diğer parametreler sağlayamaz elbette ama bu galibiyet golünü sahiplenenlerin sayısı da az olmaz. Gol pozisyonunu anlatan spiker dahi galibiyet golünden kendine pay çıkarmaya kalkışabilir.  15 Temmuz Destanından kendine pay biçmeye çalışan bazı simalar bu örnekte olduğu gibi gözlerden kaçmadı. Sanatçılar, futbolcular, siyasiler, iş adamları, medyacılar… milletimizin darbeye karşı sergilediği onurlu duruştan rol satın almaya çalıştılar. Darbe tehlikesi geçtikten sonra sahnelerde demokrasi maskotluğu yaptılar. 15 Temmuz kahramanlığından rant devşirmeye çalışanları da ajandasına kaydetti bu millet. Gönlü FETÖ’ye bağlı olan ama yüzü millete bağlılık maskesi taşıyan kişiler dahi gördük demokrasi nöbetlerinde. Demokrasi aslanı gibi gösteri sergiledi FETÖ’nün bazı itleri. Kalbin/zihnin dilini okuyabilen bir makine yok ki kimin ne olduğunu hemen anlayabilelim.

 

Darbe gecesi ölümüne sokaklara inen vatandaşa rağmen hadiselerin seyrini film izler gibi köşesinde izleyen ve darbe teşebbüsünün başarısızlığı anlaşılınca pozisyon alan birçok insan demokrasi tiyatrosu oynadı. FETÖ’yle organik/psikolojik bağı olan bürokratlar, siyasiler ve aktörler 15 Temmuz gecesinde meydanlara inmediler ama demokrasi nöbetlerinde sahnelerde nam devşirdiler. Sahnede demokrasi nutku çeken kimi FETÖ’cüler gerçek yüzleri ortaya çıkınca FETÖ soruşturmasına tabi oldular, açığa alındılar. 15 Temmuz Destanını dahi ranta çevirdi FETÖ’nün ahlaksız tacirleri... Vatanı için tankların, silahların, uçakların karşısında gövdesini siper eden samimi, irfan ve erdem sahibi Anadolu insanı ise vakur bir şekilde dua ederek/özgürlük şarkıları söyleyerek nöbetlerine devam etti. Ne rant derdi oldu Anadolu insanının ne de menfaat saplantısı. Ülkem dedi. Ülkem yoksa ben neden varım ki? İşte bu şuur Anadolu’yu Haçlı/FETÖ konsorsiyumunun giriştiği işgal teşebbüsünden kurtardı. Bu şanlı duruşa nazaran FETÖ destekçisi bürokratlar/siyasiler onursuzluklarına halen devam ediyor, ömürlerinde bir kere şerefli bir işe imza atıp “Bu milletin başına atılan bombalarda benim de katkım var.” diyerek hesap vermeyi göze alamıyorlar, görevlerinden istifa edemiyorlar. Bu aziz millet kendi davasıyla/derdiyle hemhal olmayanları, rant şebekesinin kostümlü sahtekarlarını artık karşısında put gibi kurulurken görmek istemiyor.

 

15 Temmuz’un rant teşkilatı sadece organik/inorganik/psikolojik FETÖ’cüler değildi elbette. İdeolojik rantçılar da peydahlandı meydanlarda 15 Temmuz  sonrasında. Laiklik/rejim vurgusuyla millete geçmişte yaşamış oldukları acıları hatırlattılar. Laiklik/baskıcı rejim güzellemesi yapmaya yeltendiler. Anadolu insanının geçmişte ideal/reel laiklikle, özde demokratik rejimle hiçbir problemi olmadı fakat devlet laiklik ilkesini vatandaşını tek tipleştirme aracı olarak kullandı Cumhuriyet Tarihi boyunca. Kamu otoritesi; laiklik ilkesi ile zincirledi zihinleri, inançları, ibadetleri. Laiklik, halka özgürlük sunması gerekirken vatandaşı döven bir zulüm sopasına dönüştürüldü, adeta. Ak Parti iktidarı, Erdoğan liderliği ve demokratik muhalefetçiler sayesinde kurtulduk bu anakronik atmosferden. 1960, 1980, 1997 darbe teşebbüslerinin her biri laiklik sosu ile gerçekleştirildi. Sözde laik geçinen kimi simalar, 2002’li yıllarda “Ordu göreve” sloganlarıyla sokaklara inerek darbe telkininde bulundular. Milletin, oylarıyla iktidar yaptığı partiye 2008 yılında irtica/laiklik saiki ile kapatma davası açıldı. Millet iradesine jüritokratik darbe yapılmaya çalışıldı. Aynen FETÖ üyelerinin 17/25 Aralıkta “yolsuzluk maskarası” ile yaptığı gibi. Bu örneklerde de görüldüğü üzere, laiklik ilkesini sözde muhafaza etme görevini kendilerine şiar edinmiş bazı aktörler milleti linç etti. Millet iradesini hiçe sayarak demokrasiye balans ayarı yaptılar. Millet ise özde laikliği  sorun olarak telakki etmedi, Anadolu insanı laiklik üzerinden kendi özgürlüklerinin kısıtlanmasına karşı koydu daima. 15 Temmuzu fırsat bilip, laiklik üzerinden bize yaşatılan acıları gizleyerek, “Şimdi anladınız mı laikliğin değerini.” savıyla laiklik güzellemesi yapmak, manipülasyondan ve ideolojik rantçılıktan başkası değildir.  FETÖ’nün sözde darbe bildirisinde de laiklik vurgusu vardı. FETÖ laik ve Kemalist bir retorikle darbeye teşebbüs etti. Darbe laiklik adına, laik FETÖ okullarında eğitim gören teröristler tarafından yapıldı. Bu durum ve FETÖ’nün ilahi/islami emirlere aykırı fiilleri de göstermektedir ki FETÖ’nün ne dinle, ne de mütedeyyin olmakla bir alakası yoktur. Darbe teşebbüsünün de toplumsal laiklik endişesi/kaygısı ile bağlantısı bulunmamaktadır. Kimse FETÖ’yü dini bir örgüt, darbe girişimini dindar bir darbe hamlesi gibi lanse etmeye ve laiklik ninnileri okumaya kalkışmamalıdır. Darbelerin dini gerekçeli olanını da laik gerekçeli olanını da ekonomik gerekçeli olanını da lanetliyoruz. Milletimiz artık kendi iradesinin dışında hiçbir etkenin demokrasiye rota belirlemesini kabul etmiyor, etmeyecek.

 

15 Temmuz destanından kendilerine pay biçmeye çalışanlar hep oldu hep de olacak ama aziz milletimiz bu destanın gerçek aktörlerinin 15 Temmuz şehitleri, meydanlardaki demokrasi kahramanları, liderimiz Erdoğan, yerli/milli kamu yetkilileri olduğunu biliyor. Bu nedenle kimse 15 Temmuz üzerinden ideolojik hesaplar yapmamalı ve 15 Temmuz destanını bir projeye dönüştürmemelidir. FETÖ darbesini püskürten bu necip millet; ideolojik rantçılığı/fırsatçılığı da püskürtmesini bilir. 15 Temmuz Kardeşliğin, Barışın, Huzurun, Demokrasinin, Milli İradenin Şanlı Zaferi olarak takvimlerdeki yerini korumalıdır. Vesselam.

 

AHMET PEKİYİ

ahmetpekiyi@gmail.com

 

 



Bu yazı 17727 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI