porno izle porno izle porno izle porno izle
bursa escort bayan çarşamba escort bursa escort bayan gemlik escort bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer porno izle porno izle sikiş izle sikis izle sikiş izle porn izle hd porno izle
bursa escort bursa escort escort bayan escort bayan escort bayan escort bayana escort bayan bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort görükle escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort
Bugun...


Ahmet PEKİYİ

facebook-paylas
DARBECİ BATININ DEMOKRASİ YALANI
Tarih: 18-09-2016 15:12:00 Güncelleme: 03-12-2016 18:09:00


Batı uygarlığı kendini; demokrasinin, özgürlüğün, bireyselliğin, hukukun meşalesi olarak lanse ediyor birkaç asırdır. Batılılara göre demokrasiyi, hukuku, ifade/inanç özgürlüğünü batılılardan daha iyi temsil eden bir coğrafya/toplum yok.  Kendini demokrasi kürsüsünün profesörü olarak ilan eden batı, diğer toplumları demokrasi çırağı diye yutturdu âleme. Bu nedenle yer kürenin doğusuna, güneyine, kuzeyine; insanlığı, özgürlüğü ve hürriyeti transfer eden/tebliğ eden havariler olarak gösterdiler kendilerini. Gelişmekte olan ülkelerle ilgili sürekli insanlık, cinayet, cinsiyet, hukuk, basın raporları… yayınlayarak bu ülkeler üzerinde psikolojik üstünlük kurma taktiği uyguladılar. Bu raporlar vasıtasıyla yerli kültürleri dejenere eden planları/projeleri o kültür havzalarına dikte ettiler. İkinci ve üçüncü(!) dünya ülkeleri, bu oryantal/emperyal batı zokasını yuttu ve batı uygarlığını ulaşılamaz bir uygarlık seviyesi gibi gözlerinde büyüttü. Gözlerine mil çekilen doğu dünyası, batı dünyasının sahte parıltısının arkasındaki karanlığı, art niyeti, vicdansızlığı uzun zaman göremedi. Oysa batının çok kültürlülüğü/demokrasisi püsküllü bir yalandı. Batı hiçbir zaman demokrat, özgürlükçü, insancıl olmadı, olmak da istemedi. Kast Sistemini ve Köle Düzenini süslü nosyonlarla ve metotlarla gizlemeyi iyi başardı batı. Yeni Dünya düzeni dediler ama eski alafranga dünyasının ayrılıkçı/fanatik/faşist emellerini subliminal yöntemlerle icraa ettiler. Kültürleri, inançları, insanları, doğal kaynakları sömürdükçe sömürdüler.

               

Kolonyal ve emperyal Batı, insanları ve coğrafyaları sömürmek için flu kavramları, sahte anlamları araçsallaştırdı. Ortaçağın ve endüstriyel dönemin mandacı batısı bu kavramlarla insanların kültürlerini, kafalarını, topraklarını istila etti. Batının Ortaçağ Paradigması hiç ama hiç değişmedi, sadece makyajlandı.  Batının haramiliği ve gayri insani tutumu yem olarak gördüğü her şeyi yuttu ama janjanlı sözcükler, teoriler, tezler ile saklandı, bu realite.  Retorikle pratiği hiçbir zaman uyumlu olmadı batının. Batı coğrafyasının iç siyasetinde ve dış siyasetinde asla insicam oluşmadı. İç siyasetinde evrensel değerleri en yüksek düzeyde sadece kendi ırkından ve inancından olan insanlara sınırsızca uygulayan batılı ülkeler, kendinden görmedikleri insanlara ayrımcılık yaptılar. Onların yaşam tarzlarına müdahale ettiler. Giyimlerine, kuşamlarına, dini ritüellerine müdahalelerde bulundular.  İslamofobik batının özgürlük naraları söylemde kaldı. Yeri geldi tesettürlü bir çalışanın iş hayatına son verdiler, yeri geldi bir bayanın tesettür mayosuna izin vermediler, yeri geldi Müslümanların camilerini/ibadetlerini sabote ettiler, yeri geldi mültecilerin yaşadığı insanlık dramını dahi kendi menfaatlerine alet ettiler. Binlerce mülteci çocuk batı coğrafyasında kayboldu. İnsan tacirlerinin, organ mafyasının, pornografi sektörünün eline düştü bu çocuklar. Batılılar üç maymunu oynadı bu vahşet tablosu karşısında. Kim bilir belki vahşi fantezilerine alet etmek için bu insanları yerlerinden/yurtlarından ettiler.

               

Gündelik yaşamda faklı kültür ve inançtan olan insanlara yaşam hakkı tanımayan, mazlum ülkeleri kene gibi sömüren batılıların maskesi artık düştü. Anlaşma, proje, enformasyon, telekomünikasyon, fon aygıtları üzerinden tüm dünyanın, sömürge düzeninin bendesi haline getirildiği ayan beyan ortaya çıktı. Dünya üzerinde dönen ekonomik çarkın birkaç soylu/monşer/zadegan(!) aile için döndüğünü artık herkes biliyor. Şimdilerde doğu ve mazlum dünyası uyandı. 200 yıldır yükselen ve devam eden İleri Batı Toplumu algısı yerini salt gerçekliğe, Sömürgeci Batı Algısına tekrar bıraktı. Kapitalizmin vahşi bir canavar olduğundan artık kimsenin şüphesi bulunmuyor.  Batı uygarlığının bir korsan uygarlığı olduğu pişmiş kelle gibi sırıtıyor. Doğu dünyası ve mazlum coğrafyası, batı ülkelerinin Ortaçağdaki karanlık dönemlerine geri döndüğünü ibretle müşahede ediyor. Batılı ülkelerin kendi çıkarları için mazlum ve mağdur ülkeleri ve bu ülkelerin insanlarını kadavra gibi kullandığı son yaşanan hadiselerle daha iyi anlaşılıyor. Haçlı Zihniyetinin soslu kavramlarla dünyayı Sömürge İmparatorluğuna dönüştürmeyi hedeflediğini artık tüm dünya halkları da görmeli ve buna göre önlemler alınmalı. Dünya halkları, Haçlı Zihniyetinin ülkeleri, değerleri, kültürleri, kaynakları… işgal etme politikasına karşı birleşmeli ve bir intifada başlatmalı.

               

Son vetirede, batılıların en büyük tenakuzlarından biri de demokrasi sahasında yaşanıyor. Demokrasi ihraç etme mantığı ile ülkeleri işgal eden bir batı var karşımızda. Demokrasi, özgürlük götüreceğiz diyerek işgal ettikleri Afganistan, Irak ve Suriye’de yaşananlar ortada. Bu ülkelerde, milyonlarca insan hayatını kaybetti, milyonlarca insan sakat kaldı, milyonlarca insan tecavüze uğradı, yüz binlerce insan kayboldu ve bu ülkelerde insan hayatı olağan koşullarda devam etmiyor. Güya otokratik ülkelere demokrasi ihraç eden batılılar, kurdukları işgal konsorsiyumlarıyla bu ülkelere acı, keder, zulüm, ölüm ihraç ettiler. Iraklı bir vatandaşın “Saddam” dönemine duyduğu özlem, batılıların bu coğrafyaya yaşattığı travmanın özeti gibi. Seçilmiş liderleri kara propaganda ile azletmek ve bu liderlerin yönettiği ülkeleri kolonileştirmek, batılıların Yeni Dünya Düzeni dedikleri sistem. Terör örgütlerine arka çıkan ve hatta terör örgütlerini kurup besleyen batılıların demokrasi yalanını görmek için başka kanıta gerek yok. Batılı ülkeler terör örgütlerine silah dağıtıyor, eskortluk yapıyor, terör örgütü liderlerini saraylarında ağırlıyor, onlara parlamentolarında konuşma imkânı sunuyor. El-Kaide, DAEŞ, PKK, PYD, FETÖ… gibi terör örgütleri batının karanlık dünyasının gayri meşru çocukları. Terör şimdilerde batılı ülkelerin defacto ordusu olarak kullanılıyor.  Batı demokrasisinin geldiği nokta. Terör Demokrasisi…

               

Demokratik Batı(!)’nın darbesever yüzünü de son hadiseler bizlere göstermiş oldu. Mısır’da darbe oldu, batı sustu, Mısır darbesini destekledi. Brezilya’da seçilmiş bir lidere jüritokratik darbe yapıldı, batı sustu ve bu darbeyi destekledi. Türkiye’de darbe yapılmaya çalışıldı, batı FETÖ darbesini destekledi. Batılılar, darbecileri eleştirmek yerine seçilmişleri ve seçilmişlerin arkasında duran halkları eleştirdi. Milletin İstikbaline farklı metodlarla bomba atan teröristlere kötü muamele yapılmamasını istediler. Halklara ve seçimle iş başına gelenlere değil, teröristlere kol kanat olmaya çalıştılar. Seçilmiş liderleri deviremedikleri ülkelere ziyaretlerde bulunup kurnazca özür dilediler. ABD’nin Gülen teröristini koruyor olması, sadece ABD’nin fiili olarak yorumlanmamalı. Haçlı zihniyetinin ortak politikasıdır bu. Gülen teröristine ABD, Almanya, İngiltere, Fransa… gibi Haçlı Paradigmasının omurgası olan diğer ülkeler de sahip çıkmakta. Mısır’da seçilmiş bir lidere darbe yapılıp bu lider idama mahkûm edildiğinde, bu antidemokratik gelişmelere ses çıkarmayan batılı ülkeler; Türkiye darbesinde rol alan teröristleri muhafaza etmeye çalıştı. Batılılar demokrasiyi değil; darbeyi, kaosu, terörü teşvik ediyor. FETÖ teröristleri batının çeşitli ülkelerinde barınıyor. Şundan emin olabilirsiniz ki FETÖ darbesi başarılı olsaydı, AK Parti kadroları ve AK Parti arkasından yürüyen halk terörist ilan edilecekti ama millet seçtiği liderinin arkasında durarak bu alçaklığa, haydutluğa izin vermedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında saf tutan millet, FETÖ darbesini püskürtmek için 248 şehit verdi ama eline silah almadı, insanlıktan taviz vermedi, özgürlüğünü hamur/toprak/yağ kokan elleriyle korudu milletimiz. İşte batılılar FETÖ vasıtasıyla bu onurlu, aziz milleti terörle eşdeğer gösterecekti ama başaramadılar. Batının gayri meşru çocuğu FETÖ, terörist oldu, batılılar da terör destekçisi. Batının kirli planı kendilerine bumerang gibi döndü.

               

Batılılar neredeyse darbe yapan FETÖ’cüleri değil de darbeye direnen halkı terörist ilan edecekti. Mısır darbesine karşı koyan ve eline hiçbir silah almayan “ihvan”ı terör örgütü olarak lanse etmediler mi? Ettiler… Yine deneyecekler... Haçlı Zihniyetinin içine düştüğü girdap bu denli karanlık ve korkunç.  Onlar için insanların hayatı hiçbir zaman bozuk para kadar kıymetli olmadı. Olmayacak… Batılıların kölesi olmayı kabul etmeyen toplumlar, liderler; istikballerine, insanlarına, medeniyetlerine sahip çıkmak zorundalar.  Ne pahasına olursa olsun. Hiçbir özgürlük bedel ödenmeden elde edilmez. Batının Demokrasi Yalanının ifşa olduğu bu günlerde, dünya halklarının “gerçek/özde demokrasiye” sahip çıkma zamanı. Batılı devletlerin aptalca/alçakça politikalarına batılı halklar da itiraz etmek zorunda, zira liderlerinin icraa ettikleri senaryo tüm halkların özgürlüğünü ipoteklemeyi amaçlıyor. Türkiye olarak bizim yapmamız gereken de dünya halklarını bu konuda bilinçlendirmek ve özgürlük meşalesinin tüm mazlum coğrafyaların karanlıklarını aydınlatmasını sağlamak. Seçtiğimiz liderimiz Erdoğan etrafında dimdik durarak bu amaca ulaşacağız. Belki de bu yolda can vererek can çekişen dünyaya kan pompalayan bir kalp olacağız. 

 

AHMET PEKİYİ

ahmetpekiyi@gmail.com

                                                           

 



Bu yazı 18250 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI