porno izle porno izle porno izle porno izle
bursa escort bayan çarşamba escort bursa escort bayan gemlik escort bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer porno izle porno izle sikiş izle sikis izle sikiş izle porn izle hd porno izle
bursa escort bursa escort escort bayan escort bayan escort bayan escort bayana escort bayan bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort görükle escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort
Bugun...


Ahmet PEKİYİ

facebook-paylas
“EL(YABANCI)” YAZISI 3 KUŞAĞI EĞİTMEDİ, ERİTTİ
Tarih: 01-04-2017 22:45:00 Güncelleme: 04-04-2017 03:08:00


30 Mart 2017 tarihinde gündeme çok güzel bir haber düştü. Milli Eğitim Bakanı İsmet  Yılmaz, bakanlığın resmi twitter hesabından “Yazma eğitiminde önümüzdeki yıl(2017-2018), bitişik eğik el yazısıyla öğretim yerine dik temel harfler kullanılacak.” dedi. Bu haber 2005 yılından beri neslin zihnini iğdiş eden el yazısı uygulamasına son verileceğini müjdeliyordu. Haberi duyunca tüm eğitim camiası derin bir “ohhh” çekti. Zira “El Yazısı” denilen absürt uygulamanın ne pedagojik ne  psikolojik ne de pratik bir tarafı vardı. Eğitim Camiası bu uygulamadan çok ama çok dertliydi. 2015/2016 yılında MEB’in organize ettiği ve katıldığım çalıştayda “El Yazısı” uygulamasının eğitime/çocuklarımızın zihinsel melekelerine/okul&aile bütünlüğüne büyük zararlar verdiğini anlatmış ama bu düşünceme eğitim bürokrasisinden destek bulamamıştım. 13 Ocak 2017 tarihli twitimde  “El yazısı er ya da geç kalkacak ama o güne değin veledler biraz ter dökecek. Maalesef.” diye yaşanılan eğitimsel sorunu dillendirmiştim. 25 Şubat 2015 tarihli twitimde de “El yazısı ile ilgili bir anket yapılsın; eğer veli, öğrenci, öğretmen mutluysa devam edilsin. Aksi halde bu bir işkencedir.” diyerek bu uygulamadan derhal vazgeçilmesi gerektiğini güçlü bir biçimde terennüm etmiştim.  MEB’den önce, bu sorunun bertaraf edilmesi için mücadele ettiğimden ötürü gönül rahatlığı ile konuşuyorum.  Şimdi fikir/icraat rantçıları çıkıp “El Yazısını” kötülemeye başlayacak ama bu kişilerin geçmişte “el yazısı” ile ilgili yaptığı beyanatlara iyi bakmak lazım. Düne kadar el yazısı ile ilgili güzelleme yapanlar artık bitişik eğik yazı konusunda karalama çalışması yaparsa onlara gülüp geçebilirsiniz. Çünkü eğitimin “e” sinden dahi anlamıyorlar. Konjonktür adamı bunlar. Üzülerek söylemeliyim ki “Bitişik Eğik” yazı ile 2005’ten bu yana çocuklara/eğitimcilere/eğitime çok zaman/enerji kaybettirildi. Yaklaşık 3 kuşak boyunca devam eden el yazısı, çocukların eğitimine destek veren bir araç olmadı, tabiri caizse çocukların körpecik zihinlerini eritti. El yazısı olumlaması yapanların bilmesi ve görmesi gereken gerçek şu ki “Demagoji ile eğitim yürümüyor.” Eğitimin mutfağından kopuk uygulamalar eğitimde fayda üretmiyor, eğitime zarar veriyor.

 

 

El Yazısı sizlerinde bildiği üzere namı diğer “bitişik eğik” yazı olarak anılır. Bitişik eğik yazıya niçin “el yazısı” denildiği üzerinde hiç düşündünüz mü bilmem ama ben düşündüm. Normalde dik temel harfler de elle yazılır ve bu yazıyı kâğıda geçirmek için de kalem kullanılır. Dik temel harfler kâğıda daktilo ya da klavye ile yazılmaz. Sınıf ortamında her iki yazı türü de elle yazılır ama nedense “bitişik eğik” yazıya el yazısı denilir. Bitişik yazının el yazısı olarak adlandırılmasının arkasında anatomik ve biçimsel niteliklerin ötesinde bir arka plan bulunduğuna inandım hep. “El” sözcüğü bildiğiniz gibi “yabancı, ağyar” anlamına da gelir. Bu açıdan baktığınız zaman “el yazısı” ile çocukların zihninin ağyara/ellere teslim edildiğini söyleyebiliriz. Ayrıca, el yazısının pratikte meydana getirdiği problemler, eğitim sisteminde hastalıklı bir yapı meydana getirmiştir. Yıllarca çocuklara bir öğrenme aracı olarak “el yazısı” dayatılmasına rağmen çocuklar için hazırlanan eğitim materyalleri/kitaplar “dik temel” harflerle hazırlanmıştır. Bu durumda çocukların zihninde daha eğitime başlangıç aşamasında ciddi bir kakafoni ve kaos teşekkül ettirmiştir. Çiçek tohumu, uygun toprağa değil de kar üzerine ekilmiştir adeta.

 

 

Çocuklar birçok defa öğretmenlerine “Öğretmenim bize el yazısı öğretiyorsunuz ama hayatın hiçbir alanında el yazısı yok, neden?” sorusunu yöneltmiştir. Öğretmenler de çocukların bu sorularına siyaset erkinin eğitim politikaları nedeniyle sessiz kalmıştır. Öğrenciler el yazısı ile okuma-yazma eğitimi almalarına rağmen, kitaplar düz yazı ile hazırlandığı için çocuklar, aynı süreçte farklı eğitim değişkenleri ile yüzleşmenin zorluğunu yaşamıştır. El yazısı uygulaması ile bu ülkede birkaç kuşağın zihni kabiliyetleri ile oynanmıştır. Geç de olsa bu yanlıştan dönülmesi sevindirici. Bitişik eğik yazı( el yazısı) bir utanç olarak eğitim tarihimize geçti, umarım aynı hata tekrarlanmaz. “Nesiller düşünmeyi öğrenmesin diye mi uygulandı acaba?” diye kendime sormadan edemiyorum. PISSA sonuçlarından YGS sonuçlarına kadar “el yazısı” uygulamasının telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurduğu fikrindeyim. Demokrasi eğitiminde bir öğretmen; “Diğer insanların düşüncelerini önemsemeliyiz.” dediğinde öğrenci; “Ama siz bize zorla el yazısı yazdırıyorsunuz.” cevabı verince, öğretmenlerin tüm inandırıcılığı zedelenmiştir.  Bir öğretmenin "Düz yazı ile yazmak istiyorum." diyen bir öğrenciye "Hayır el yazısı ile yazacaksın." demesi kadar antidemokratik ne var? Bu, korkunç bir şey. Bununla beraber, el yazısı kişiye, şahsa özgü bir vasıfta olduğu için veliler çocukların el yazısını okumakta güçlük çekmiş, bu durum velilerin eğitime olan desteğini yüksek oranda düşürmüştür. Oysa her eğitimci bilir ki eğitimde aile ve okul bütünlüğü olmadan başarı mümkün değildir. El yazısı tedavülde olduğu dönemde kâh çocuk kendi yazısını okuyamamış kâh ebeveynler çocukların yazısını okuyamamış kâh da öğretmen öğrencilerin yazısını okuyamamıştır. Bu durum öğrencilerin zihni/duyuşsal olarak arafta kalmasına sebebiyet vermiştir. Buna rağmen el yazısında 12 yıl ısrar edilmesinin hiçbir şekilde izahatı yoktur.

 

 

 El yazısı ile ilgili bazı harflerin yazımında zaman zaman yapılan değişiklikler de el yazısının ne denli sorunlu bir öğretim metodu olduğunu kanıtlamaktadır.  El yazısı mademki ideal bir okuma/yazma öğretim şeklidir, neden zaman zaman bazı harflerin yazımında revizyona gidilmiştir? İdeal olan değişim gerektirmez ki. Dik temel harflerde böyle bir sıkıntı asla yaşanmayacaktır. Dik temel harfler standart olmanın yanında yaşamsaldır, hayatın içindendir, pratiktir. Dik temel sesler kullanıldığında eğitim materyalleri tek kalıp halinde öğrencilerin karşısına çıkacaktır. Ders kitapları farklı yazı karakterlerinde olmayacağı için öğrencilerin zihinlerinde bulanma yaşanmayacaktır.  El yazısına karşı olmamızın sebebi kesinlikle fevri olmamıştır çünkü eğitimin mutfağı olan okullarda el yazısı ile ilgili görüş, "el yazısı" uygulamasının doğru olmadığıdır. El yazısı uygulaması ailenin eğitime olan desteğini en az % 50 düşürmekle birlikte, okullarda İngilizce derslerinde ve eğitimin üst sınıflarında düz yazı kullanılması da eğitim sahasında ciddi yaralar oluşturmuştur. El yazısının gündelik hayatta yeri olmadığından bir 4. sınıftaki öğrencilerin % 95'i normal yazı kullanmak istemiştir. El yazısını eleştiren savlarımıza bazen "Tüm dünya el yazısı kullanıyor." şeklinde eleştiriler geldi. Daha tüm dünyanın latin harfleri kullanmadığını bilmiyor bu eleştiriyi yapanlar. Hem biz batılıların uyguladığı her şeyi uygulamak zorunda mıyız? Bizim yerli/milli bir eğitim felsefemiz, stratejimiz olmayacak mı?  

 

 

El yazısı saçmalığının arkasında hangi bürokrat varsa, şuan bu işi savunan kimse MEB'den uzaklaştırılmalı ve MEB’in kapısını bir daha açmamalı. Bürokratik oligarşinin el yazısı faciasındaki rolünün büyük olduğunu düşünüyorum. Bu konudaki resmi açıklamaya değin de böyle düşüneceğim. Gün gelir belki tarih, bu eğitim faciasının arkasındaki gerçekleri de yazar? El yazısı üzerinden kimse Ak Parti'ye, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a fatura çıkarmasın. Bu mevzunun bürokratik bir işgüzarlık olduğuna inanıyorum. Bu hususta başka bir şey  bilen varsa konuya ilişkin açıklama yapabilir. 2005'te bu dayatmayı kim yaptıysa milletten özür dilemek zorunda. Yukarıda izah ettiğim saiklerle, “el yazısı” işinin arkasında büyük bir oyun olduğu kanaatindeyim.

 

 

12 yıllık “el yazısı” dayatması kadar lüzumsuz bir eğitimsel strateji görmedim. MEB Yeni Müfredatı "el yazısı" ile değil normal yazı ile uygulamaya başlamalıdır, görüşünü de her yerde deklare ettim. 845 kişinin oy kullandığı bir sosyal medya anketimde de örneklem, % 68 oranla el yazısının kaldırılmasını talep etti. Çocuk psikolojisine uymadığını, işlevsel/bilimsel/pedagojik/psikolojik/pratik olmadığını düşündüğüm “el(yabancı) yazısının”  kalkmasına millet, öğrenciler, veliler, eğitimciler adına sevindim. El yazısının feshedilmesinde katkısı olan tüm aktörlere eğitim camiası adına teşekkür ederim. Ümit ederim ki MEB bu günden sonra eğitim politikalarını milletin talepleri doğrultusunda şekillendirir. Eğitim materyallerini, öğretim araçlarını “çocuğu” merkeze alarak hazırlatır. Milletin “A” diye sunduğu raporlar birilerince “Z” raporu olarak MEB’e sunulmaz. Eğitim bu milletin geleceğidir, nasıl başlarsa öyle devam eder. İyi başlayan eğitim, iyi bir gelecek vaad eder. Vesselam.

 

AHMET PEKİYİ

ahmetpekiyi@gmail.com

 

 

 

 



Bu yazı 29846 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI