porno izle porno izle porno izle porno izle
bursa escort bayan çarşamba escort bursa escort bayan gemlik escort bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer porno izle porno izle sikiş izle sikis izle sikiş izle porn izle hd porno izle
bursa escort bursa escort escort bayan escort bayan escort bayan escort bayana escort bayan bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort görükle escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort
Bugun...


Ahmet PEKİYİ

facebook-paylas
“EVET” MESELESİ ERDOĞAN MESELESİ DEĞİL, SEN HÂLÂ ANLAMADIN MI?
Tarih: 10-02-2017 23:16:00 Güncelleme: 10-02-2017 23:20:00


Türkiye son 5 yıldır çok önemli/kritik bir süreçten geçiyor. Bir yandan FETÖ/PKK/DAEŞ/PYD gibi terör örgütleriyle mücadele eden devletimiz ve milletimiz, bir yandan da Yeni Türkiye’nin inşa sürecini sürdürüyor. Değişime ayak uyduramayan devletler ve milletler tarihin akışı içindeki anlamlarını ve ağırlıklarını koruyamaz. Osmanlı’nın koruyamadığı gibi. Bu saikle Türkiye’nin zamana ve koşullarına ayak uydurması, toplumsal/sistemsel revizyonunu vaktinde yapması gerekiyor. 1982 darbe anayasasından kurtulmak, ülkemiz için her dönemde gerekliydi ama nedense bir türlü 1982 anayasası prangasından kurtulamadık. Her parti ve lideri bu ucube anayasanın değişmesinin elzem olduğundan bahsetti ama bu konuda bir türlü siyasal uzlaşma sağlanamadı. Millet, zihninde anayasayı değiştirdi ama 1982 anayasası bir türlü değişmedi. Bu günlerde 1982 anayasası üzerinde en köklü değişimin yapılacağı bir prosese girdik. Anayasa değişikliği nihayet milletin önüne geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasa değişikliğinin referandumda millet tarafından değerlendirilmesi için gerekli onayı verdi. Referanduma günler kaldı. Referandum akabinde “evet” oyları çoğunlukta olursa, darbe anayasası toptan değişmese de önemli oranda değişmiş olacak. 1982 anayasasındaki militer ruhu ortadan kaldıracak olan bu değişim sürecine katkı sunan herkese; özellikle cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakan Yıldırım, MHP lideri Bahçeli’ye ve milletimize teşekkür etmek boynumuzun borcu. Millet “plesebit”te 18 maddelik anayasa değişikliğine “evet” ya da “hayır” diyecek ama sonuç her halükârda milletin hükmü olacak. Milletin onay verdiği ya da vermediği bir referandum yaşanacak. Gelecek yaşamımızda adaleti tesis edecek ölçütler şekillenecek. Millet “evet” dese de “hayır” dese de baş göz üstüne. Milletin tercih ettiğini benimsemek demokratik olmanın temel şartıdır. Gönlümüzden geçen, referandum sonucunun “evet” olmasıdır. Fakat millet ne derse o. Bu sebeple milletimiz hangi hükmü verirse versin biz o hükme razı olacağız. Peki, millet 18 maddelik anayasa değişikliğinde neyi oylayacak ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi sosyal/siyasi/hukuki hayatımızda ne tür yenilikler getirecek? Bu sualin cevabı çok önemli. Vatandaş anayasa değişikliğinin ve Cumhurbaşkanlığı Sisteminin muhtevasını yeterince bilmiyor tezi üzerinden manipülasyon yapanlara müsaade edilmemesi gerekli. Bu nedenle, dilim döndüğü ve dimağımın yettiği oranda bu sualin cevabını vermeye çalışacağım. Başlayalım…

 

Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile gençler sosyal ve siyasal yaşamda çok önemli bir yer edinecek. Değişim ile 18 yaşını dolduran gençler, seçmen ehliyetinin yanında seçilme ehliyetini de almış olacak. Gençlerin önü sonuna kadar açılacak. Bir toplumun geleceği gençlerdir ve gençlerin anayasa değişikliği ile seçilme ehliyetini de alacak olması, gençleri toplumun inşa sürecinde etkinleştirecek. Yeni sistemle gençlik hareketleri daha etkin bir rol edinecek ve Gençlik Platformlarının projeleri/sesleri ülkemizde belirleyici bir fonksiyona kavuşacak. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile gençler, siyaset sahasında kendilerini temsil eden bir güce kavuşmuş olacaklar. 18 yaşını doldurmuş genç kategorisindeki her seçmen, sadece bunun için dahi EVET diyebilir.

 

Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile milletvekili sayısı artacak ve toplumu mecliste temsil eden kişi sayısı yükselecek. Böylece milletin derdi daha çok kişi tarafından dinlenecek. Vekiller bölgesel ziyaretlerini, programlarını artırabilecek. Vekillerin milletin derdini çözmek için ayırdığı zamanda kayda değer bir yükseliş olacak. Anayasa değişimi ile vekil sayısının artacak olmasını israf olarak görenler, nedense 80 vekil maaşına eşit olan 1.2 milyon haberleşme faturası hakkında pek konuşmuyor. Bu konuda süt dökmüş kedi rolüne bürünüyorlar. Gerçek niyetleri israfların önlenmesi olmasa gerek. Yani geçmiş siyasi dönemlerde koalisyonların, siyasi krizlerin ve seçimlerin bu millete çıkardığı fatura çok daha yüksektir. 600 vekil düzenlemesini eleştirenlere şunu söyleyebilirsiniz. Bu ülkeye koalisyon ve krizlerin kaybettirdiği bütçe çok daha fazladır. Ayrıca 50 vekil maaşı, bu 50 vekilin içtimai hayatta meydana getireceği katma değerden fersah fersah az olacaktır. Bunun yanında yeni sistemle vekil sayısının artması, yükselen Türkiye nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamaya dönük önemli bir stratejidir. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile vekil sayısının artması, gelecekte meydana gelecek bazı değişimlere hazır olmamızı da sağlayacaktır. Örneğin sınırlarımızın bir gerekçe ile genişlediğini düşünün. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile artacak olan vekil sayısı, buradan doğacak ihtiyacı da karşılayacaktır. Türk Tipi Başkanlık Sistemi ile vekil sayısının artması, yerel ve bölgesel taleplerin daha hızlı karşılanmasına da destek sunacaktır.

 

Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile vekiller kanun teklifi verebilecek. TBMM tarihte hiç olmadığı kadar etkin ve yetkin hale gelecek. Değişimle TBMM, milletin iradesini tam olarak temsil etme hüviyeti kazanacaktır. Vekiller halkın talepleri doğrultusunda millet namına kanun teklifleri sunabileceklerdir. Böylece yasama organı olan TBMM'nin gücü ve iradesi kuvvetlenecektir. Yeni sistemde kanun çıkarma yetkisi bugün olduğu gibi sadece ve sadece TBMM'de olacaktır. TBMM millet iradesinin tecelligâhı olmaya devam edecektir. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile TBMM'ye ilk defa HSK için üye seçme hakkı getirilecektir. Böylece TBMM'nin güçler dengesindeki özgül ağırlığı yükselecektir. Kanun çıkarma konusunda son söz TBMM'nin olacaktır. Cumhurbaşkanı bir kanun teklifini veto etse de TBMM, teklif edilmiş ve TBMM’nin daha önce onay verdiği o kanunu yeterli oyla tekrar onaylayabilecektir. Bu durumda TBMM’nin hükmü geçerli olacaktır.

 

Türk Tipi Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile Cumhurbaşkanı seçimi ve TBMM seçimi 5 yılda bir aynı anda yapılacak. Böylece kaynak, zaman israfı önlenmiş olacak. Referandumda evet çıkarsa Cumhurbaşkanı ve TBMM seçimlerinin aynı anda yapılması milletin seçimlerle vakit kaybetmesini engelleyecek. Bu durum ekonomide ve siyasette istikrarı beraberinde getirecek, siyasi krizleri sonlandıracak. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile hem cumhurbaşkanı hem de TBMM seçimlerin yenilenmesine hükmedebilecek ve siyasi türbülansları millet ortadan kaldıracak. Yeni sistemle millet, siyasetin asıl/kurucu öznesi olacak; vatandaş Türkiye siyasetinin merkezine yerleşecek. Referandumda evet çıkarsa cumhurbaşkanı partisinden istifa etmek durumunda kalmayacak. Partili cumhurbaşkanlığının önü açılacak. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile seçilen partili cumhurbaşkanı, partili bir başbakanın tüm Türkiye'nin başbakanı olması gibi tüm Türkiye'nin cumhurbaşkanı olacak. Yeni sistemde partili bir cumhurbaşkanı, vatandaşa eşit yaklaşmazsa bunun hesabını millet seçimlerde soracak. Millet dilerse taraflı olduğuna inandığı Reis-i Cumhuru değiştirecek. Partili bir cumhurbaşkanı milletin yetki verdiği bir kişi olacağı için siyasi güvencesini milletten alacak ve hesabını millete verecek. Geçmiş dönemlerde cumhurbaşkanlığı yapan kişilerin vatandaşlara ayrımcı bir tutum sergilediğini söyleyebiliriz. 2007 öncesinde cumhurbaşkanlığı yapan kişiler; mazlumlara/mütedeyyinlere/Kürt vatandaşlarımıza kol kanat germediler, hesap da vermediler. Yani vatandaşa taraflı davranmak için partili olmaya gerek yok. Partisiz cumhurbaşkanları da bunu yapabilir. Tarafsızlık bir ahlak işi. Partili cumhurbaşkanlığının önü açılıyor diye illaki partili biri cumhurbaşkanı olacak diye bir şey de yok. Millet ne derse o. Millet partisiz bir adayı liyakatli görüyorsa onu da cumhurbaşkanı seçebilir. Bu konudaki tartışmalar/kaygılar yersiz. Milletin vicdanı kendi iradesini emanet edeceği kişi konusunda yanılmaz. Bu konuda kafa bulandırıcı tezler manipülasyondan başkası değil.

 

Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisi veriliyor ama cumhurbaşkanının kararnamesi asla anayasaya aykırı olamıyor. Yeni sistemle cumhurbaşkanı kendi yetki alanıyla ilgili kararname çıkarma selahiyetine kavuşuyor. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Bir muhtarın dahi görev alanıyla ilgili talimat selahiyeti varken Reis-i Cumhur’un kendi alanıyla ilgili kararname düzenlemesi ona çok görülemez. Referandumda “evet” oyları baskın çıkarsa bugün bakanlar kuruluna ait olan KHK çıkarma yetkisi milletin güven oyu verdiği cumhurbaşkanına devrediliyor. Yeni bir hak doğmuyor yani. Cumhurbaşkanı, anayasanın tanıdığı hak doğrultusunda kararname çıkarıyor ama kararname, hukuki hiyerarşide anayasaya bağlı oluyor. Cumhurbaşkanının çıkaracağı kararnameler asla anayasaya aykırı olamıyor. TBMM o konuda kanun çıkarırsa kanun geçerli oluyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile cumhurbaşkanı temel haklar, kişi hakları, siyasi haklar gibi yasayla düzenlenen konularda kararname çıkaramıyor. En önemlisi de bu düzenlemeyle cumhurbaşkanının kararnameleri hem meclis hem de AYM tarafından denetleniyor. Yeni sistemde hiçbir cumhurbaşkanı, kafasının estiği konuda kararname çıkaramıyor ve topluma herhangi bir konuda dayatma yapamıyor. 

 

Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile cumhurbaşkanı, üst düzey kamu görevlilerini atama yetkisine sahip oluyor. Bunu isteyen cumhurbaşkanı şimdiki yetkiyle de yapabilir. Cumhurbaşkanı şu an var olan yetkisiyle de talimat vererek dilediği kamu görevlisinin görevini değiştirir. Kim ne diyebilir ki? Yeni sistemde Reis-i Cumhurun üst düzey kamu görevlilerini atama yetkisi, bürokratik oligarşiyi tamamen bitiriyor. Millet iradesi bürokrasiye de hâkim oluyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile cumhurbaşkanıyla bürokrasi arasında uyum/uzlaşma sıkıntısı yaşanmıyor. Hızlı karar mekanizmasının performansı yükseliyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile cumhurbaşkanı; STK, kanaat önderleri, vatandaş talebine göre daha hızlı görevlendirmeler yapabiliyor. Bu da mağduriyetleri ve bürokrasideki tıkanmaları, efelenmeleri önlüyor. Cumhurbaşkanı; liyakatli/yetenekli/kabiliyetli kişileri, bürokrasiye taşıyarak millete daha kaliteli hizmet verme imkânı sağlıyor. Ayrıca performansından şikâyetçi olunan bir kamu görevlisinin görevden alınabilmesi kolaylaşıyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile millete kan kusturan, millete afra/tafra kesen kimi bürokratların böyle bir cürüm işleme ihtimali kalmıyor. Bürokrasi seçilmişlerin ve milletin emrine amade oluyor. Yeni sistemle gelişen/değişen dünyaya daha uygun bir devlet yapısı ortaya çıkıyor. Cumhurbaşkanı kurumsal dönüşümleri ivedi biçimde gerçekleştirebiliyor. Reis-i Cumhur toplumsal gereksinimler doğrultusunda, kamuda işlevsel düzenlemeler yapıp devlet/millet kucaklaşmasını/bütünleşmesini sağlıyor.

 

Cumhurbaşkanı mevcut anayasada neredeyse sorumsuz bir pozisyonda. Geçmişte herhangi bir suç ile yargılanmış, cezai müyyideye tabi bir cumhurbaşkanı da yok. Geçmişte cumhurbaşkanlarının suç nedeniyle yargılanamaması, suç işlememiş olmalarından kaynaklanabilir ama anayasa da bu şeraitin zuhur etmesine imkan vermiyor. 1982 anayasasına göre cumhurbaşkanı sadece vatana ihanet suçundan ötürü yargılanabiliyor. Bunun dışında sorumsuz bir hüviyete sahip. Oysa Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile cumhurbaşkanı yetkiyle birlikte sorumluluk sahibi de oluyor. Yaptığı iş ve işlemler yargı denetimine açılıyor. Var olan sistemde yargı denetiminden muaf olan Reis-i Cumhur, yeni sistemle yargı denetimine tabi tutuluyor.Hakkında hukuki süreç işletilebiliyor. Hakkında soruşturma açılmış bir cumhurbaşkanı erken seçim kararı alamıyor. Yani yargılanmadan/soruşturulmadan sine-i millete dönemiyor. Cumhurbaşkanı seçim kartını kendisini aklamak için kullanamıyor. Hem yargı hem de millet, cumhurbaşkanını denetleyebiliyor.

 

Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile bütçe kanunu teklifini hazırlama ve Meclise sunma yetkisi Cumhurbaşkanına veriliyor. İcraatleri doğrultusunda millet, yargı, TBMM; cumhurbaşkanını denetliyor. Şuan hükümette olan bütçe kanunu teklifi hazırlama yetkisinin cumhurbaşkanına verilmesi, anlaşılabilir bir durum. Milletin kendini yönetmesi için seçtiği cumhurbaşkanının bu yetkiye sahip olması, sadece bir yetki devrinden ibaret. Olmayan/uygulanmayan bir yetki değil bu. Yeni sistemle bütçe kanunu teklifini hazırlayan cumhurbaşkanı, bu kanunu TBMM'ye onaylatmak durumunda. TBMM onaylamazsa o kanun kabul edilmiyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile bütçe kanunu teklifinin onay makamı da yine millet iradesinin tecelligahı hüviyetindeki TBMM oluyor.

 

Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile sıkıyönetim tarihe karışıyor. Böylece askeri darbelerin önü anayasal olarak tamamen kapatılıyor. Siyasette sivil irade güçleniyor. Sıkıyönetim yetkisinin ve tanımlamasının anayasadan kaldırılması ile askerin siyasete bulaşma ihtimalinin önü kapatılıyor. Yeni Sistem ile Post-modern darbe, e-muhtıra, politikaya militer baskı gibi, sivil iradeye balans ayarı yapan parametreler izole ediliyor. Böylece Yeni Türkiye sağlam temeller üzerine bina ediliyor.  Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile OHAL ilan etme yetkisi cumhurbaşkanına veriliyor ki bundan doğal şey olamaz. Zira bu hak şimdiki sistemde Bakanlar Kuruluna ait. Şimdiki sistemde bakanlar kurulunun aldığı OHAL kararını, yeni sistemde milletin yetki verdiği cumhurbaşkanı alıyor. Cumhurbaşkanının aldığı OHAL kararı, TBMM onayına sunuluyor. TBMM OHAL'i kısaltabiliyor, uzatabiliyor, kaldırabiliyor. Yani Reis-i Cumhurun istediği zaman OHAL ilan etme ve OHAL'i dilediği kadar devam ettirme hakkı yok. Belirleyici güç TBMM. OHAL yetkisi, FETÖ ve türevi olan terör yapılanmaları ile en etkili şekilde mücadele edebilmeyi amaçlıyor. Bugün devam eden OHAL sürecinde olduğu gibi cumhurbaşkanının TBMM'ye sunacağı OHAL de millet vicdanının bir yansıması oluyor.

 

Referandumdan “EVET” çıkması sonucunda anayasadaki yargının bağımsızlığı ifadesine "tarafsızlığı" ibaresi de ekleniyor. Bu çok ama çok önemli. FETÖ gibi yapılar maalesef milletin hukuka olan güvenini zayıflattı. Kimi zaman mahkemelerin hangi saikle karar verdiği belli değil. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile mahkemelerin tarafsız şekilde karar vermesi gerekecek. Davasının tarafsız yürümediğini düşünen kişilerin hak arama yolu açılacak. Tarafsız bir yargı, milletin vicdanını ve davanın özünü yansıtabilecek ama mevcut durumda mahkemelerin güvenilirliği çok düşük. Askeri yargının tamamen kaldırılıyor olması da Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile gelen en güzel niteliklerden biri. Ezcümle yeni sistemle Türkiye tüm siyasi, yargısal nakıslarından arınıyor. Toplumsal güvenin, birliğin, uzlaşmanın zemini kuvvetleniyor.

 

Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile HSYK'nın adı HSK'ya dönüştürülüyor ve TBMM'ye ilk defa HSK üyesi seçme yetkisi veriliyor. Bu sistemde HSK üyelerinin çoğunluğunu(7) TBMM seçmiş oluyor. Yani millet iradesi HSK'da en güzel şekilde temsil edilmiş oluyor. HSK üyelerini seçme konusunda cumhurbaşkanının yetkisinde ise bir değişiklik yapılmıyor. Cumhurbaşkanı mevcut durumunu koruyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile güçler ayrılığı ilkesi en güzel şekliyle Türkiye'de uygulanmaya başlıyor. Cumhurbaşkanı hem milletine hem TBMM'ye hem de yargıya karşı sorumlu bir duruma geliyor. Bazen "Mevcut durumdaki bir Reis-i Cumhur; Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçmek isteyip de kendi haklarını neden kısıtlasın ki?" demeden edemiyorum.

 

Türk Tipi Cumhurbaşkanlığı Sisteminin kişi ve şahıs meselesi olmakla uzaktan yakından ilgisi yok. Değişimler tamamen Türkiye'nin, milletimizin yararına matuf. Yukarıda bahsettiğim düzenlemeler; yargı, yasama ve yürütme açısından Türkiye'yi normalleştiriyor, ideal bir noktaya taşıyor. Türkiye parlamenter sistemden ve darbe anayasasından çok çekti. Milletin anasından emdiği süt burnundan geldi neredeyse. Türkiye yaşadığı tüm darbeleri parlamenter sistemde yaşadı. 15 Temmuz ihanet girişimi de parlamenter sistemle yönetilen Türkiye’de gerçekleşti. Türkiye'nin aynı fasit dairede zaman kaybetmemesi ve kaynaklarını en verimli şekilde değerlendirebilmesi için Cumhurbaşkanlığı Sistemi gerekli. Üzerinde var olan gömlek, artık Türkiye'nin bedenine uymuyor ve bu gömleğin değişme zamanı geldi. Cumhurbaşkanlığı Sistemi bir rejim değişikliği değil sistem değişimidir. Arabaya kışın kış lastiği yazın yaz lastiği takılır. Bu değişim arabayı uçak yapmaz. Araba tekeri metaforunda belirttiğim üzere Türkiye'nin sistem değişikliğine gitmesi Türkiye'yi başka bir cumhuriyet yapmaz. Türkiye, zamanın tüm koşullarına uyumlu bir sistem dönüşümü yapmak durumunda, yoksa yaz lastiği ile kışın yola çıkan araç gibi kaza yapması ihtimali çok yüksek.

 

Cumhurbaşkanlığı Sistemini bugün savunduğumuz gibi yarın da savunacağız. Erdoğan sonrasında da. Türkeş, Özal, Erbakan, Yazıcıoğlu gibi Türkiye siyasetinin duayeni olan aktörlerin de mazide “BAŞKANLIK SİSTEMİ”nin savunucusu olduğunu unutmamak lazım. Biz de onlar gibi inadına değil inandığımız için bu sistemi savunuyoruz. 1923'e değin Osmanlı İmparatorluğu vardı, ondan sonra Türkiye Cumhuriyeti oldu. Zaman istesek de istemesek de toplumu/devleti dönüştürüyor. Milletimizin bekasını, istikrarını, istiklalini, varlığını ilelebet koruması için bu sistemsel değişikliğe muhtacız.Tüm mesele bu. Ömrümüz azsa Allah referandumda "evet" oyu kullanana değin ömür versin. Referandumda EVET demek millet/ümmet için bu kadar önemli. Unutma! “EVET” MESELESİ ERDOĞAN MESELESİ DEĞİL, SEN HÂL ANLAMADIN MI?

 

AHMET PEKİYİ

ahmetpekiyi@gmail.com

 

 

 

 



Bu yazı 34872 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI