porno izle porno izle porno izle porno izle
bursa escort bayan çarşamba escort bursa escort bayan gemlik escort bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer porno izle porno izle sikiş izle sikis izle sikiş izle porn izle hd porno izle
bursa escort bursa escort escort bayan escort bayan escort bayan escort bayana escort bayan bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort görükle escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort
Bugun...


Ahmet PEKİYİ

facebook-paylas
MEB FETÖ’den TAMAMEN TEMİZLENDİ Mİ, BAKANLIK MAARİF MÜFETTİŞLERİ ATAMA SÜRECİ NE DURUMDA?
Tarih: 14-05-2017 23:51:00 Güncelleme: 15-05-2017 00:09:00


Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın 10 Şubat 2017’de basına yansıyan demecine göre, "Kanun Hükmünde Kararname”  ile FETÖ’den ihraç edilen MEB personeli sayısı 33 bin 65 idi. Bu rakam açıklama sonrasında çıkan kararnamelerle bir miktar değişmiş olabilir. Zira bu KHK’larda hem göreve iade edilen oldu hem de ihraç edilen.  Basında yer alan bilgilere göre, FETÖ nedeniyle kamudan ihraç edilen kişilerin toplam sayısı ise 130  bin civarında. FETÖ iltisaklı olduğuna dair, ByLock/sendika/banka v.s deliller bulunan kişilerin kamudan temizlenmesi kadar doğal bir şey olmaz. Devletler milletlerinin bekasını düşünmek ve vatandaşlarını her türlü risk unsurlarına/terör aygıtlarına karşı korumakla mükelleftir. Türkiye’nin 15 Temmuz’daki ihanet kalkışması ve sonrasındaki gelişmeler neticesinde, devletini/milletini korumak için gösterdiği temizlik refleksinin yadırganacak bir tarafı yoktur. Türkiye’nin 15 Temmuz’da yaşadığını başka ülkeler yaşasaydı emin olun çok daha fazlası yapılırdı. Birkaç gün önce ABD eski  başkanı Obama’yı sosyal medya üzerinden ölümle tehdit eden bir kişiye 5 yılın üzerinde hapis cezası verildi. Oysa FETÖ denilen ihanet şebekesi Türkiye’nin seçilmiş cumhurbaşkanını öldürmeye yeltendi, 250 vatandaşımızı şehit etti, o gece 2000’in üzerinde vatandaşımız yaralandı, gazi oldu. Bunun yanında FETÖ, milletimizin bağımsızlığını/namusunu da tehdit etti. Bu nedenle hiç kimse Türkiye’nin FETÖ’ye/teröre kaşı göstermiş olduğu tepkiyi ve güvenlik politikasını hukuksuz gibi gösteremez. Türkiye milletinin ve devletinin bekasını tehdit eden unsurlara karşı önlem almadığı takdirde hukuksuzluk, vicdansızlık, ihmalkârlık yapmış olacaktır. Merhamet etmeyene merhamet edilmez.  Terör şebekelerine karşı önlem almayan bir devlet acziyet içindedir. Jeopolitik konumunda acziyete düşen bir Türkiye Çanakkale’de, Sakarya’da, Kurtuluş Savaşında, 15 Temmuz’da elde ettiği zaferlerin kendisine sağladığı hiçbir hakkı muhafaza edemez. Güçlü, bir, iri ve diri olmak zorundayız. Bunun ilk koşulu da ülkemizi içeriden ve dışarıdan sarmalayan terör muhasarasını püskürtmektir.

 

Bazı mihraklar FETÖ iltisaklıların kamudan temizlenmesi sürecinde yaşanan mağduriyetler varsa bunları görmezlikten geldiğimizi sanmasın. Elbette ki bir mazlumun dahi göz yaşının akmamasını dileriz. Tüm dünya mazlumlarına kol kanat gererken, kendi ülkemizde mazlumlar meydana getirilmemesi muradımızdır. Devletimiz müşfik, merhametli; yöneticilerimiz adil/hakkaniyetlidir. FETÖ iltisakı olmadığı halde bir takım oyunlar ve FETÖ müdahaleleri nedeniyle mağdur olanlar varsa mutlaka hakları iade edilmelidir, edilecektir. Yeter ki kendileri ile ilgili delilleri devlete sunsunlar. FETÖ’cü olduğunda kuşku olmayanlara da zerre miktarı merhamet gösterilmemelidir. Dayısı, dedesi, vekil/başkan/bakan/savcı tanıdığı olan FETÖ’cülere asla müsamaha olmamalıdır.  FETÖ temizliği sürecinde rant, rüşvet ağı oluşmasına izin verilmemelidir. “Seni şu kadar para verirsen FETÖ listesinden çıkaracağız.” diyerek birilerini çarpmaya çalışanlar da ahlaken FETÖ’cüdür. Bu ahlaksız FETÖ çetesiyle de ayrıca ilgilenilmesi gerekir.  Milletimiz FETÖ mücadelesinden yana şekva etmemektedir ama hukuki/bürokratik müdahalelerle FETÖ mücadelesinde haksızlıklar/zaafiyet oluşmasından yana dertlidir.

 

Rus büyükelçiye canlı yayın ortamında FETÖ iltisaklı bir polis tarafından suikast düzenlenmesi FETÖ terör örgütünün ne denli tehlikeli bir yapı olduğunun somut kanıtıdır. Kahraman Denizli savcısının trafik kazasıyla vefatı sonrasında FETÖ sözcülerinin verdiği tepki, bize bu hadisenin FETÖ katliamı olduğunu düşündürmektedir. Bu yapının kamikaze robotları, bürokratları, hâkimleri, savcıları, polisleri, çalışanları olduğunu hepimiz biliyoruz. FETÖ’cü Kavurmacı’yı salıverenler, FETÖ’nün medya ayağını bir mahkeme kararı ile kurtarmaya çalışanlar, 17/25 Aralık Darbecileri;  başka talimatlarla neler yapabilir bunu herkesin çok iyi düşünmesi gerekir. Hakkında işlem yapılmamış bir FETÖ’cünün sebep olacağı bir acıdan, bu işlemi yapmayanlar veya yaptırmayanlar sorumlu olacaktır. Milletimiz, vatanın FETÖ virüsünden tamamen temizlenmesini istemektedir. FETÖ virüsünün kamu personeli/asker/yargı ayağı gibi; siyasi/medyatik/bürokratik ayağının da temizlenmesi/adaletin tesis edilmesi, milletin en büyük beklentisidir.

 

FETÖ temizliği sadece kamudan ihraçlarla başarılabilecek bir şey değildir. İhraç edilenler yerine yerli/milli/ahlaklı/şahsiyetli/vatanperver kişilerin de atanması gerekmektedir. Bu bağlamda MEB için çıkarılan KHK ile eğitim sistemini FETÖ ve benzeri yapılardan arındırmak hedeflenmiştir. Dershanelerin kapanması sonrasında dershanelerin bir benzeri olan ETÜT Merkezlerinin KHK ile kapatılması doğru bir karardır. Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Dershane Sistemi maalesef Türkiye’ye 15 Temmuz’u yaşatan temel unsur olmuştur. Hiç kimse Etüt Merkezlerinin de 5-10 yıl sonra aynı sonucu doğurmayacağını garanti edemez. Devlet okulları gerekli düzenlemeler yapıldığında, öğrencinin/velinin/öğretmenin her türlü ihtiyacını karşılayabilir.  MEB KHK’sı ile düzenleme yapılan alanlardan biri de Maarif Müfettişliği’dir. Bu düzenleme ile Türkiye genelindeki maarif müfettişlerinin denetim/soruşturma görevlerine son verildi. Bakanlık Maarif Müfettişi olarak 500 kişinin görevlendirilmesine, diğer maarif müfettişlerinin ise illerde soruşturma/denetim yetkisi olmadan İl MEM’lere bağlı olarak çalışmasına hükmedildi. Bu düzenleme elbette gerekliydi. Maarif müfettişlerinin eğitim sisteminde çok büyük haksızlıklara neden olduğu eğitim paydaşları tarafından bilinir fakat KHK düzenlemesinin niteliği/adilliği/objektifliği/güvenilirliği noktasında gerekenlerin yapıldığını söylemek zor.

 

Öncelikle şunu ifade etmeliyiz ki 2016 verilerine göre MEB'de 2485 maarif müfettişi vardı. Bu müfettişlerin sayısının emeklilik gibi nedenlerle 2200’lere kadar indiği ifade ediliyor. Bu müfettişler arasından yaklaşık 85'i FETÖ'den ihraç edildi. Devleti ele geçirmek için yargıyı, TSK’yı. emniyeti ele geçirmeye çalışan FETÖ, maarif müfettişleri arasına bu kadar mı sızmıştır? Eğitim sahasından büyüyen FETÖ, MEB bürokrasisindeki hâkim konumunda olan maarif müfettişliği alanını ihmal etmiş olabilir mi? Yoksa MEB’de FETÖ temizliği tiyatrosu mu yapılmıştır? MEB KHK’sı ile bakanlığa alınması düşünülen maarif müfettişleri süreci işliyor. Alım için gerekli duyurular yapıldı, mülakat süreci işledi. Atamaların eli kulağında. Atamalardan önce yapılan birçok eleştiri sonrasında 16 Nisan öncesinde gerçekleşmesi düşünülen atama yapılamadı. MEB Müşteşarı Yusuf TEKİN Bey atamalar öncesinde, atamaya hak kazananlarla ilgili “güvenlik taraması” yapılacağını ifade etti. Bu tarama süreci tamamen bitirilip atamalar gerçekleştiğinde milletin algısı “Tüm güvenlik aşamalarından geçmiş olanlar bakanlık maarif müfettişi yapıldı.” şeklinde olacak, fakat bakanlık maarif müfettişi mülakatlarını geçen bazı isimlerle ilgili söylenenler hakikaten ürkütücü nitelikte. Güvenlik sorgusundan geçtiği halde FETÖ/PKK iltisaklı birileri müfettiş olarak atanırsa bu telafisi zor olan yaralar açar eğitim sisteminde. Düşünün. MEB FETÖ'cü bir eğitimciyi(!) soruşturması için kripto FETÖ'cü bir müfettiş görevlendirdi. Bu soruşturmadan nasıl sağlıklı bir rapor çıkar ki? Müfettişlerin bazı soruşturma dosyalarını çıkar ilişkileri nedeniyle çarpıttığına bizzat şahit olduk. Bakanlık maarif müfettişi atamasına FETÖ sızarsa FETÖ eğitim sisteminde güçlenir. Kimse bunca yaşanmışlıktan sonra aziz milletimize bu zulmü yapma hakkına haiz değildir.

 

Geçtiğimiz günlerde bir müfettiş arkadaşla hasbihal etme imkanımız oldu. Bu sohbet esnasında bir miktar maziyi yâd ettik. Günümüz meselelerine girdiğimizde konu bakanlık maarif müfettişi atamasına geldi. Maarif müfettişleri KHK sonrası yürüyen bakanlık maarif müfettişi atama sürecinden hiç memnun kalmamış. Atama için yapılan mülakatların objektiflikten uzak, şaibe/kayırmacılık/devrecilik/ahbaplık izleri taşıyan bir süreç olduğu dillendiriliyor. “Eğer tamamen adil bir süreç işlese hiç gam yemeyiz, objektif bir sınav yapılsa kazanamadık der kabulleniriz.” deniliyor ama mevcut haliyle gerçekleşecek bir atamayı ne hukukun, ne vicdanın kaldıramayacağı beyan ediliyor. FETÖ’den açığa alınan, tutuklanan kişinin bile mülakatlarda başarılı kılındığı iddiası var. Bu iddialar doğru mudur, doğruysa eğitimin hali içler acısı demektir. Ayrıca 17/25 Aralık sonrası FETÖ okullarını denetlemede ve FETÖ mücadelesinde görevlendirilen hiçbir kişinin bakanlık müfettişi seçiminde başarılı kılınmadığı iddiası da “Bu işte bir FETÖ parmağı mı var, FETÖ kendisiyle mücadele edenleri hâlâ mı cezalandırıyor?” sorularını zihinlerde alevlendiriyor. Yerli/milli/mütedeyyin insanların başarılı kılınmadığını da gözlemledik, denilmesi ise bu konudaki yaraları daha çok kanatıyor.

 

MEB'e alınacak maarif müfettişlerinin değerlendirildiği mülakaat formunda “Çağdaş, bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı” kriterine teknolojiyi hiç kullandırmadan puan verildiği söyleniyor. 20 puan üzerinden değerlendirilen bu kriter toplam puanı spekülatif manada etkileyebiliyor. Durum böyle olunca yerli/milli eğitim seferberliği bekleyen bizler ister istemez endişeye kapılıyoruz. Eğer FETÖ, bakanlık maarif müfettişi atama sürecine müdahale ediyorsa vay halimize. Bu şeraitten “FETÖ mücadelesi adı altında kirli oyunlar mı dönüyor?” demeden edemiyoruz. 23 Nisan günü masum bir çocuğa FETÖ propagandası yaptırılmış olan MEB’den bahsediyoruz. 2016/2017 yılının başında FETÖ propagandası olan kitapları okullara gönderen ve bu durumu yeniden kitap basımı ile düzeltmeye çalışan MEB’i/personelini konuşuyoruz. Sahte öğretmen girdabına düşen MEB’i eleştiriyoruz. Biliyorsunuz bu sahte öğretmenlerin, 131'inin  2013-2016 yılları arasında göreve başladığı belirlenmişti. 153 sahte öğretmenden 109’u 2015, 20’si 2014, 2’si 2016, 22’si 1994-2013’te göreve başlamıştı. Dikkat ederseniz çoğunluk yeni tarihlerde. Bu utancın faturası kime aitti? Uzak değil. Dün kadar yakın suçlar/bulgular bunlar. Müfettişler/bürokratlar bu hadiseler yaşanırken ne yapıyordu? Ya da basında iddia edildiği üzere referandum öncesinde “Bana zararlı olan her şeye ‘hayır’ diyorum.” cümlesinin yazılı olduğu dergilerin bazı okullara dağıtıldığı MEB’i anlamaya çalışıyoruz. Gerçekten neler oluyor? Bütün bu işaretler de en güçlü şekilde şunu sormamızı gerektiriyor: MEB’de üst düzey FETÖ temizliği tam olarak yapılmış mıdır? FETÖ MEB’de hâlâ cirit mi atmaktadır? FETÖ’den ihraç edilen yaklaşık 33.000 öğretmenin imamı kimdir? FETÖ eğitimdeki teftiş yapılanmasını hangi imamla yönetti? Pensilvanya'ya gidip etek öpen müfettiş(!) var mı? FETÖ üniversitesinden Yüksek Lisans Diplomalı  kişiler, mülakatta başarılı sayılacak şekilde değerlendirildi mi? MEB eğer ismi şaibeli bir tek kişiyi bakanlık müfettişi yaparsa bunun bedeli eğitim/millet için ağır olacaktır. Bu nedenle güvenlik taraması en doğru şekilde gerçekleşmeli ve atama/isimler üzerinde şaibe oluşmamalıdır.

 

Bilindiği üzere FETÖ’nün soru çalarak kamuyu/devleti ele geçirmeye çalıştığı tespit edilince LYS/YGS/KPSS gibi bazı sınavlara dair savcılık soruşturması başladı. Kamuyu ele geçirmek için her sınav sistemini kontrol eden FETÖ’nün MEB sınavlarını göz ardı etmesi beklenemez.  MEB'ce yapılan Müfettiş, Eğitim Uzmanı, Şube Müdürü, Müdür/Müdür Yardımcısı atama/görevlendirme sınavları savcılıklar tarafından FETÖ kapsamında incelenmelidir. MEB'de 2005-2011 yılları arasında yapılan müfettiş, uzman ve şube müdürü atamalarında ciddi manada FETÖ etkisi olduğu seslendiriliyor.  Bu iddialar doğru mudur? Eğer müfettiş atama süreci doğru yönetilmezse MEB müsteşarı Yusuf TEKİN Bey müsteşarlığı dönemine çok vahim bir icraat eklenmiş olur.  Aldığımız duyuma göre FETÖ, MEB'i müfettiş atamaları üzerinden yeniden kontrol etmek istiyor. Cumhurbaşkanlığımız devreye girip bunu önlemeli. MEB rant lobilerinin tetikçiliğini yapan müfettiş görevlendirmemeli. FETÖ iltisakı olan/ismi şaibeli/FETÖ'den işlem görmüş/28 Şubat zihniyetli aktörler müfettiş olmamalı. Hırsızdan/hayduttan(FETÖ’cüden) bürokrat, müfettiş, hakim, polis, savcı, siyasetçi olmaz. Bize bir lokma haram yememe şuuruna sahip yetkililer lazım. Rant lobilerinin tetikçilerini bürokrat ve müfettiş olarak görevlendirmek, bu millete ihanet olur. Memur milletin hizmetçisidir, rantçıların infaz timi değil. Bu aziz milletin evlatlarına zulmetmiş, ismi şaibeli kişiler müfettiş yapılmamalı. Eğitimde müfettiş sorunu çözülmediği sürece eğitim sisteminde hiçbir şey yolunda gitmeyecektir. FETÖ/PKK iltisaklı bir müfettiş bakan adına iş yapabilecek bir noktaya ulaşırsa eğitim sistemi yerle bir olur.

 

5 Aralık 2014’te basına yansıyan bilgilere göre, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin, bir antrepoda usulsüzlük yapıldığını ortaya çıkaran 2 personeli başarı belgesi ile ödüllendirdiğini öğrendik. Bakan Nurettin Canikli gayretli çalışmalarıyla kamu zararının önlenmesine katkı sağlayan memurları Devlet Memurları Kanunu’na göre başarı belgesi ile ödüllendirdi ama MEB’de kamu yararı adına yolsuzluk önleyen personelin cezalandırıldığına şahit olduk. 3 yıldır müfettişlerin mal varlıkları incelenmeli derken birileri bunu fevri yorum sanıyor. Size rüşvetçi baş müfettiş örneğinden bahsetmek isterim. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda bir Başmüfettiş rüşvet istediği anda  polis ekipleri tarafından suçüstü yakalandı. Bunun örnekleri MEB’de de var mıdır? FETÖ okullarını açık oldukları dönemde denetleyen müfettişler bu okullarda zuhur eden onca kirli işi neden görememiştir? 15 Temmuz sonrasında ortaya çıkan jammer’lar, gizli kameralar, gizli geçitler daha öncesinde neden tespit edilememiş ve denetlenememiştir.  Burada tüm müfettişleri itham ettiğim anlaşılmasın. Mesleğini etik kuralları çerçevesinde yürüten her müfettişe, devlet görevlisine saygımız sonsuz. Ama mesleğini çıkar lobilerinin tetikçiliği, kendi menfaatleri için icra edenlerden de her türlü hesap sorulmalı.

 

MEB tarafından yapılan bazı çalışmaların sahaya yabancı olduğunu hepimiz biliyoruz. Artık bu palyatif uygulamalara son verilmelidir. Geleceğin eğitim müessesesini inşa edecek, istikbalin neslini yetiştirebilecek düzenlemeler yapılmalıdır. Maarif müfettişliği alanı için de bu geçerlidir. Maarif müfettişleri eğitime rehberlik yapan kişilerdir. Çok iyi seçilmelidirler. FETÖ'cü müfettiş ile FETÖ'cü savcı, hâkim arasında fark yoktur. MEB müsteşarı Yusuf TEKİN Bey, Bakanlık Maarif Müfettişi Atama Sürecini hakkaniyetle yönetemezse müsteşarlığı dönemine büyük bir eksi yazmış olmaz mı? MEB bir lokma haram yememiş, milletin kölesi olmayı şeref kabul eden bürokratlarla/müfettişlerle donatılmalı. MEB bürokrasisi yenilenmeli. Eğitim Seferberliği başlamalı. Aksi takdirde çağın ve vatanın mesuliyetini omuzlayacak bir nesil yetiştirilemez. MEB bürokrasisi FETÖ'den arınmadan ve FETÖ/28 Şubat zihniyetli maarif müfettişleri temizlenmeden MEB'de kalite sorunu çözülmez. Bu şanlı/aziz millete kimsenin zulmetme hakkı yok. MEB FETÖ'nün kumpasla mağdur ettiği çalışanlarının haklarını niye iade etmiyor? FETÖ MEB'de hâlâ hakim güç de ondan mı?

 

Eğitim Sisteminde gerekli keyfiyet/kalite dönüşümünün yapılamamasının temel nedeni bu sistemdeki adaletsizliklerdir. Cumhurbaşkanımızın da sık sık dillendirdiği üzere eğitim sahasında gerekli revizyon, seferberlik maalesef başarılamamıştır. Artık eğitim/kültür seferberliğini başlatmanın zamanıdır. Bakanlık maarif müfettişleri atama süreci bu başlangıcın işaret fişeği olabilir, tabi iyi yönetilirse… Vesselam.

 

 

AHMET PEKİYİ

ahmetpekiyi@gmail.com

 

 

 



Bu yazı 31977 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI