porno izle porno izle porno izle porno izle
bursa escort bayan çarşamba escort bursa escort bayan gemlik escort bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer porno izle porno izle sikiş izle sikis izle sikiş izle porn izle hd porno izle
bursa escort bursa escort escort bayan escort bayan escort bayan escort bayana escort bayan bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort görükle escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort
Bugun...


Ahmet PEKİYİ

facebook-paylas
REJİMOKRASİ
Tarih: 22-10-2016 13:04:00 Güncelleme: 03-12-2016 18:04:00


Türkiye’de ve dünyada tartışılması bazı sakıncalı nosyonlar vardır. Üstünde konuşmaya başlamak istediğiniz kavram o denli tehlikeli bir sözcüktür ki zihninizde, bu nosyon etrafında oluşan fikirleri, kozmik bir sır olarak saklamak zorunda kalırsınız veya bırakılırsınız. Sanki bu kavram üzerinde yapacak olduğunuz yorumlar ve dimağınızda teşekkül eden çağrışımlar, birçok farklı kavram üzerindeki maskeyi çekip alacak ve  “kral çıplak” diyen çocuk misali hakikati haykıracaktır. Bu nedenle bahsi geçen mefhumların etrafında zihni açıdan dolanmak, sanki dünyanın en korunaklı istihbarat merkezlerinin etrafında dolanmak kadar zordur, risklidir. İşin ucunda casus diye mimlenmek, etiketlenmek, dışlanmak, suçlu ilan edilmek, karalanmak, kafeslere mahkum edilmek, potansiyel tehdit olarak damgalanmak, susturulmak, en kötüsü de bu yazının da konusu olan rejim kavramı ekseninde rejim düşmanı diye isimlendirilmek vardır… Ama sözde demokrasi çağının özde demokratları, “kral çıplak” demeye, hakikatleri terennüm etmeye, zihinlerinde meydana gelen fikir patlamalarının ortaya çıkardığı pozitif enerjiyi toplumla ve küresel dünya ile paylaşmaya kendini adamıştır artık; onlar için aşağılama, tahkir, iftira, küfür, hile, kumpas, yalan, sataşma… niteliğinde olmayan tüm tartışmaları yapmak demokratik bir dairede mümkündür, gereklidir. Olması gereken de her fikrin, bilginin ve tezin hiçbir baskıya maruz kalmadan kendini dillendirmesi ve ifade etmesidir. Yeni tartışmaların, paylaşımların, kavramsal üretim süreçlerinin işlemediği ve yasaklandığı bir Türkiye’de ve Global Dünyada istikbale dair umutlar sukutu hayale uğrayacaktır. Günümüz dünyası; aktüel enformasyonun, sosyal  rejenerasyonun önündeki  tüm setleri kaldırmalı ve daha adil, demokratik, yaşanabilir, paylaşılabilir, tartışılabilir… bir dünyanın temelini atmak için alınması gereken tüm kanuni önlemleri almalıdır.

               

Bu bağlamda hem küresel hem de ulusal açıdan “rejim” kelimesi üzerinde konuşmak, zifiri bir karanlığın hâkimiyet kurduğu, tekin olmayan bir patikada yol almaya eşdeğerdir fakat bu patikalar bizim tarafımızdan yürünmese de atide bir mütecessis ruh ve şuur tarafından er ya da geç yürünecektir.  O halde bize de bu mütecessis ve mütebessim ruhun coşkusuna ve gayretine ön ayak olmak, destek vermek düşer.

               

Siyasi ve sosyal manada adeta putlaştırılmış olan rejim  mefhumu; kullanılmış olduğu disiplin, bilim alanına göre farklı anlamlar içermektedir. Bu kavram etrafında kalem ve kafa egzersizi yaparken rejim kelimesinin geniş bir yelpazede kullanılma potansiyelinin rahatlığı içinde olabilirsiniz. Rejim kelimesini; meteorolojik, coğrafî, tıbbi, siyasi anlamda; cümlelerinizin parçası haline getirebilirsiniz. Coğrafi anlamda kullandığınız rejim kelimesi, bir ırmağın uzun süreli akış düzeniyle ilgili; meteorolojik anlamda kullandığınız rejim kelimesi, bir bölgedeki hava olaylarının genel seyriyle ilgili; tıbbi anlamda kullandığınız rejim sözcüğü bireyin sağlıklı bir bünyeye sahip olmak için uyması gereken beslenme  planıyla ilgili olacaktır. Bu sahalarda rejim nosyonu üzerinde fikir sörfü yapmanın sakıncalı değil eğlenceli bir boyutu da vardır. Biz bu yazıda rejim sözcüğünün eğlenceli kulvarından ziyade riskli sahasında seyahat edeceğiz. Siyasi ve sosyolojik anlamda rejim konusunu ele alacağız. Dedik ya risk alan cesur yürekler olmadığı sürece dünyanın ve ülkemizin tortulaşmış, müzmin sosyal, siyasi, eğitimsel, hukuki meselelerine çözüm üretmek mümkün değildir.

               

Rejim siyasi ve sosyolojik anlamda; felsefesi, ontolojisi, epistomolojisi ve pratiği ile yönetim biçimini, yönetim sistemini anlatır. Modern dünya sistemlerine ulaşmadan önce insanoğlunun arkaik dönemlerde farklı yönetim biçimleri geliştirdiğini gözlemliyoruz. Ademoğlu ilk olarak toplumsal hayatın temel birimi olan aile hayatı içinde sosyal yönetim süreçlerini işletmeye/uygulamaya başlamıştır. Aileden sonra kabile, boy, kanton, komün, feodalite, konfederasyon, krallık, imparatorluk, devlet, birlikler… gibi birçok siyasi ve sosyal yönetim tarzı tarihte yerini almıştır. Aile yaşamında görülen sınırlı içtimai yönetimden diğer kapsamlı sosyal yönetim türlerine geçilirken primitif anlamda siyasi yönetim biçimleri de başlamış ve günümüz modern(!) sosyal ve siyasi yönetim modellerine evrilen bir vetire yaşanmıştır. Demokrasi çağının dijital ve enformatik dünyasının önlenemez küresel tek tipleşmesine rağmen dünya genelinde çok farklı yönetim modelleri halen varlığını korumaktadır. Krallıklardan komünlere, kabilelerden birliklere, ulusal devletlerden birleşik devletlere kadar birçok siyasi yönetim stili mevcudiyetini sürdürmektedir.

               

Yönetim biçimlerinin dayandığı veya yönetim biçimlerince mesnet alınan bir takım felsefi sistemler ve ideolojik temeller bulunmaktadır. Otoriterizm, Komünizm, Faşizm, Nazizm, Totalitarizm, Kapitalizm, Despotizm, Sosyalizm, Konfedarizm,  Anarşizm, Monarşizm, Oligarşizm, Demokratizm, Teokratizm  gibi birçok rejimsel yönetim türünden bahsetmek mümkündür. Zikrettiğim ve zikretmediğim yönetim ekollerinin benzerlikleri ve alameti farikaları saymakla bitmez. Andığım ve anmadığım bu rejim türlerinim kimilerini, prensipler ve aksiyomlar açısından birbirinden keskin çizgilerle ayırmak çoğunlukla imkânsız olmakla birlikte, bazı yönetim modellerini birbirinden ayıran net hatlar da mevcuttur. Bir takım yönetim biçimleri teorik ve pratik açıdan ortak paydalara sahiptir. Bu noktada yönetsel teorilerin ilkeler bazında; iç içe, helezonik bir yapı arz ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır fakat dillendirilen yönetim stillerinin kendine mahsus nitelikleri ve ilkeleri de yok değildir.  Bu yazıda söz konusu yönetim şekillerinin ayrıntısına girmek gibi bir niyetim yok. Rejim nosyonu üzerinden geliştirecek olduğum “rejimokrasi, rejimokrat ve rejimokratik“ kavramsallaştırmalarının daha iyi anlaşılması adına bu yönetim biçimlerini zikretmekte fayda gördüğüm için, sadece envai çeşit yönetim şeklinin ismini anmakla yetineceğim.  Zikretmiş olduğum bu yönetim türlerinin tamamı bir rejim/sistem türüdür. Rejim sözcüğü tüm yönetim stillerini kuşatan kapsayıcı bir mefhumdur.

               

Rejim mefhumunun siyasi ve sosyal semantiğini temel alarak rejimokrasi, rejimokrat ve rejimokratik sözcüklerinin değerlendirmesine geçebiliriz şimdi. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki yaptığım araştırmalar bu kavramların henüz kullanılmamış sözcükler olduğunu göstermektedir. Eğer bu konuda yanılıyorsam bu durum araştırmalarımın sınırlılığından kaynaklanabilir ve bu yazıyı okuyan karilerden şahsıma bu mevzuda dönüt yapmalarını özellikle rica ediyorum. İfade ettiğim kavramları kullanan teorisyenler, fikir işçileri varsa da bu durum benim için memnuniyet verici bir ortak düşünce ve buluşma odağı/noktası olacaktırJ. Bu kavramlar etrafında yazılır çizilir mi, araştırmalar yapılır mı, literatüre bir katkısı olur mu bilemem ama şahsen oluşturduğum bu kavramların fikir avcılarına, teorisyenlere, siyasi ve sosyal meseleleri farklı bir perspektiften görmek isteyen sorgulayıcı zihinlere katkı sağlayacağını düşünmekteyim.

 

Rejimokrasi insan aklına dayalı herhangi bir rejimin kutsanması, tabulaştırılması ve dogmatik bir doktirine dönüştürülmesidir. Dünyanın birçok ülkesinde demokrasi adı altında  rejimokrasi hakimdir. Rejimokrasilerde insan mantalitesinin ürünü olan bir rejimin inanç olarak algılanması ve tek doğrunun bu rejim olduğunun en güçlü şekilde savunulması esastır. Rejimokrasi, apiriorik bir yönetim sistemidir. Rejimokrasinin hâkim olduğu toplumlarda ekonomi, eğitim, sosyal yaşam, siyaset, aile hayatı, dini yaşam… külliyen rejimin totemlerine, doktrinlerine göre biçimlenir ve rejim bekçilerine biat etmek mecburidir. Bu yönetim felsefesinde; hukukun, kolluk kuvvetlerinin, bürokrasinin, özel mülkiyetin, STK’ların, insanın varlık nedeni; rejimi ayakta tutmak ve rejime yönelen her eleştiriyi bastırmak, hatta bireylerin rejimi sorgulama ve eleştirme ihtimallerini dahi ortadan kaldırmak; bu amaca ulaşmak için de Makyevelist bir tavırla her yolu mubah görmektir. Rejimokratik bir siyasi/sosyal organizasyonda insan odaklı bir toplumsal yönetim modelinden ziyade rejim odaklı bir insan modeli öngörülmektedir. Bu yönetim biçiminde söz konusu rejimin ilkelerini, hipotezlerini, değerlerini, kurallarını diyalektik bir sürece tabi tutmak mümkün olmamakla birlikte bu eyleme yeltenmek de kallavi bir suçtur. Rejimin değiştirilmesini sağlamayı bırakın; söylemek, talep etmek dahi insanı ipe götürür. Rejimokrasi, bir rejimin; rejim fetişizmine ulaştığı anormal bir yönetim paradigmasıdır. Bu modelle yönetilen toplumlarda insanın özgürlüğünden, şahsi otonomiden, demokrasiden bahsedilir belki ama aslında var olan özgürlük/şahsi otonomi/demokrasi; tam manasıyla kostümlü bir rejimokrasidir. Kimi rejimokratik ülkelerde ve toplumlarda kamufle edilmiş rejimokratik ritiüller, demokratik ve hürriyetçi gibi gösterilmeye çalışılabilir. Rejimokrasinin uygulandığı toplumlarda rejimokratik semboller, ayinler, antlar, şiirler, öğretiler; o toplumun maddi ve manevi kültürünü adeta bir ağ gibi sarmıştır. Ders kitaplarından televizyon programlarına, parklardan mesire alanlarına kadar rejimokrasinin simgelerine ve epifonemlerine rastlamak, bu toplumlarda olası bir durumdur. Mutlaka vurgulanması gereken bir rejimokrasi normu da bu yönetim tarzının, rejimperest bir fert/insan/kitle yetiştirmeyi/inşa etmeyi hedeflemesidir.

 

Söz konusu yönetim paradigması kendini tabulaştırdığı gibi rejimin sözcüsü ve uygulayıcısı olan liderleri de tabulaştırır. Bu yönetim anlayışı bir liderin etrafında robotlar gibi kümelenmeyi gerektirir, çünkü liderlerin rejimokratik mefkurede Führer olma özellikleri vardır. Bu liderler toplum adına en iyiyi düşünebilir, en doğruyu icra edebilir ve geleceği yanılmaz bir fütürist olarak öngörüp biçimlendirebilirler. Fani bir insanın, çocuklar tarafından “Su içmiyorum çünkü içimizde liderimiz var, boğulabilir.” şeklinde algılanmasına sebep olacak kadar patalojik bir paradigmadır bu. İşte rejimin toprak altından dahi muhafızlığını yapan bu kişilere rejimokrat denir. Araftan/makberden; rejimin ayakta durmasını sağlayan bu liderlerin müridleri de yaşayan rejimokratlardır. Hayatta olan rejimokratların vazifesi, rejimokrasi sarayının kolonlarında zamanın ruhuna uygun bir şekilde meydana gelen çatırdamaları görme fırsatı bulunmayan “sonsuz rejimokrat”larının izinden gölge gibi yürümek ve toplumun, belki de dünyanın tüm bireylerini bu yürüyüşe dâhil etmenin azmi içinde olmaktır. Rejimokratların temel misyonu, rejimokrasiye tam manasıyla karşı olmayıp sadece rejimokrasinin daha işlevsel ve insanacıl bir forma ulaşabileceğini söyleyenlere dahi fırsat vermemektir. Rejimokrasinin kırmızı kitabında yazan maddeler üzerinde asri/çağcıl/modern bir değişim yapılması gerektiğinde dahi rejimokratlar devreye girer; gerek kolluk kuvvetleri ve kamu gücü, gerekse sivil teşkilatlar vasıtasıyla yenilenme ihtiyacına inananların şuuruna sağlam bir balans ayarı yaparlar. Vicdanları köreltirler, fikirleri hapse mahkum ederler. Onlara göre rejimokrasi her çağın koşullarını kaldırabilecek, her dönemin sorunlarına çözüm olabilecek sihirli bir yönetsel asadır, metodolojidir.

   

Rejimokrasinin işlediği ülkelere ve toplumlara rejimokratik toplumlar ve ülkeler diyebiliriz. Bu bağlamda tarih boyunca geliştirilen sosyal ve siyasi birçok yönetim biçiminin rejimokrasi semptomları taşıdığını söylemek yerinde bir analiz olacaktır. Otoriterizmden Despotizme, Komünizmden  Nazizme, Faşizmden Makyajlı Demokrasilere kadar birçok yönetim biçimi rejimokratik nitelikler taşımaktadır.  Rejimokratik toplumlar eleştiriye, gelişime, değişime karşı direnç gösteren toplumlardır ve aslında rejimokratik toplumların sonunu getirecek en büyük hastalıkları da bu dirençleridir. Demokrasi çağının açık sisteminde ve toplumsal yapısında; ferdin dileklerini, arzularını, gelecek hayalini zincirlemek/hapsetmek, insanın ontolojik gerçekliğini inkâr etmektir. Bu algı ve yargı hükümsüzdür. Zira insanın olduğu yerde değişimi ve gelişimi zincirlemek; insanlığın fıtratına aykırıdır. Selin önüne kütük koymaktan farkı yoktur bu tutumun. Rejimokratların, rejimokrasiyi ebedileştirmek için gerçekleştirdikleri regülatif girişimlerin etkisi; halkın/ferdin isteği ve iradesi karşısında sıfırlanacaktır. Serbestliğin, özgürlüğün ve insanlığın ana prensipler olması gerektiği dijital ve global çağda, rejimokrasilerin ilanihaye devam etmesi mümkün değildir.

 

Şimdi düşünelim bakalım, dünya üzerinde hangi ülkeler rejimokrasi örneği olarak karşımıza çıkıyor? Küresel yapılar, uluslar arası oluşumlar, bireyler, makro/mikro ekonomik parametreler, sosyo-kültürel dinamikler, legal/illegal örgütler rejimokrasinin neresinde duruyorlar? Rejimokrasiyi mi destekliyorlar yoksa rejimokrasilere/rejim fetişizmine karşı bir duruş mu sergiliyorlar? Hangi ülkeler demokrasi kisvesi altında rejimokrasi uyguluyor? Türkiye rejimokrasinin neresinde duruyor? Rejimokrasi yazılarına devam edeceğim. Selamlar.

 

AHMET PEKİYİ

ahmetpekiyi@gmail.com

 



Bu yazı 18140 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI