porno izle porno izle porno izle porno izle
bursa escort bayan çarşamba escort bursa escort bayan gemlik escort bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan bursa escort bayan alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer porno izle porno izle sikiş izle sikis izle sikiş izle porn izle hd porno izle
bursa escort bursa escort escort bayan escort bayan escort bayan escort bayana escort bayan bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort görükle escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort
Bugun...


Ahmet PEKİYİ

facebook-paylas
TEOG’da SORUN YOK ama MİLLİ EĞİTİMDE SORUN ÇOK
Tarih: 04-06-2017 23:27:00 Güncelleme: 05-06-2017 00:58:00


Türkiye’de milli eğitim denince hep Nasrettin Hoca’ya atfedilen bir fıkrayı hatırlarım. Bu fıkra milli eğitimin içler acısı halini çok iyi özetler. Fıkraya göre,

Bir gün Hoca, yol üstü bir hana iner. Han sahibine;

_ “Yahu, bu senin tavan da ne kadar gıcırdıyor be, beşik mi mübarek!” der. Ama hancı baba hiç oralı olmadan; sözü şakaya vurarak;

_“Ağzını hayra aç Hoca, bu gıcırtı beşik gıcırtısı değil; tavan tahtaları Hak’ka tespih çekiyor!” şeklinde cevap verir. Hoca da;

_ “Ya bu tavan böyle tespih çeke çeke aşka gelip de secdeye kapanırsa, bizim halimiz nice olur!”  der ve konuyu kapatır.

 

Milli Eğitimin tavanından da tabanından da gıcırtılar geliyor. Ümit ediyoruz ki milli eğitim ciddi bir tadilat ve tamirat sürecinden geçer, rehabilitasyona alınır ve milletin her ferdinin altında gölgelendiği bu çatı ve üstünde meskûn bulunduğu bu zemin başımıza çökmez. 15 Temmuzda az kalsın başımıza çökecekti bu çatı ve az kalsın ayaklarımızın altından çekilecekti bu zemin. Allah fırsat vermesin. Uyanık olmak, her yönüyle yerli/milli bir eğitim paradigması ile eğitim sistemini zamana/mekâna/insana/tarihe/kendimize uyarlamalıyız. Gelelim bu günün asıl konusu olan TEOG’a.

           

TEOG sonuçları açıklandığı günden beri manipülatif bazı haberler yapılıyor. TEOG uygulaması ve TEOG’da öğrencilerin aldığı puanlar üzerinden milli eğitim, öğretmenler, okullar ve öğrenciler çekiştiriliyor. Aşık olmayana cananı için dağları delmek kolay tabi… Milli Eğitimle ilgili daha önceki yazılarımı takip edenler bilirler ki Milli Eğitimi benim kadar eleştiren kişi sayısı nadirdir. Biz de bu eleştirel duruşu zinhar kişisel çıkarlarımız için yapmıyoruz. Milletimiz, çocuklarımız, istikbalimiz için eğitim sisteminin zayıf/açık noktalarını dilimiz döndüğünce, tecrübelerimiz yettiğince terennüm etmeye gayret gösteriyoruz. Ahlaklı/şahsiyetli/kurumsallaşmış bir eğitim sistemine kavuşalım diye çırpınıyoruz.  Nazım Hikmetin de veciz bir şekilde ifade ettiği üzere “Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?” şuuruyla eğitim sahasının karanlıklarına projektör tutmaya çalışıyoruz. Fay hatlarıyla kuşatılmış bir sistem olan milli eğitimin artık çağın ruhuna, Anadolu değerlerinin künhüne göre yapılandırılması gerekiyor. A’sından Z’sine. Şimdi TEOG tartışmaları üzerinden eğitim sahasında bir gezinti yapalım istiyorum.

           

TEOG’la ilgili eleştirilere baktığımız zaman bu eleştirilerin bir çoğunun “PAKET ELEŞTİRİLER” olduğunu görürüz. Bu paket eleştirilerin çok büyük bir bölümü de “PARALEL ELEŞTİRİ” bankasından/bakiyesinden besleniyor. Yani mesnetsiz, dayanaksız, sadece muhalefet olsun, insanların kafası bulansın, güvensizlik ortamı oluşsun, kinimizi kusalım diye yapılan eleştirilerdir bunlar. Paralel Yapının dershane sistemi üzerinden elde ettiği ekonomik ve beşeri kaynak darbe yediği günden bu yana PDY/FETÖ üyelerinin MEB tarafından yapılan her şeyi eleştirdiğini, bu konuda sosyal medya üzerinden negatif gündem oluşturmaya çalıştıklarını biliyoruz. Paralel yapı eğitimde daima Kamu Kurumları ile çatışan bir strateji içinde olmuş, kamu kurumlarını, devlet kurumlarının faaliyetlerini kötüleyerek insan/kaynak devşirmiştir. Diğer kamu kurumlarında da sızma yöntemiyle bu kurumları ele geçirme çabası içine girmiştir. Geçmişte, Paralel Yapının Kamu Eğitim Kurumları ile ilgili yaptığı olumsuz algı çalışmaları, Anadolu insanını bu kirli yapının ağına düşürmüştür. Soru çalarak, sınav süreçlerine kripto üyeleri ile müdahale ederek elde ettikleri sahte başarılar da bu yapının reklam aracı olagelmiştir. Paralel Yapı Sistemindeki torpilli/kaymaklı başarı grafiğini gören masum halkımız da bu hırsız çetesine kerhen aldanmıştır. Nihai olarak Paralel yapı sınav sistemleri, dershane düzeni, eğitim müessesesi üzerinden ciddi rantlar, oyunlar döndürmüştür. Dershaneler kapandığı, Paralel Yapının terör kampı niteliğindeki sözde eğitim kurumlarına kilit vurulduğu günden beri Milli Eğitim Kurumlarını eleştiri bombardımanına tutan FETÖ üyelerinin tenkitlerinin dikkate alınacak bir yanı yoktur. MEB’in yaptığı sınavların başladığı andan bittiği/sonuçlarının açıklandığı vakte değin her türlü basın yayın organında/sosyal medyada algı operasyonu yapan bu art niyetli kişilerin nesli/eğitimi/istikbali düşündüğü yoktur. Bunların en eğitimlileri 15 Temmuz’da başımıza bomba yağdırdı, milletimize kurşun sıktı, insanımızı tanklarla ezdi, TBMM’yi bombaladı. Eğitim kurumlarında milletine düşman ajanlar yetiştirdiler. Gerisini siz düşünün artık. Milletin yararına olan bir şeyi isterler mi istemezler mi? Bu milleti düşünerek eleştiri yaparlar mı yapmazlar mı?  Bence asla yapmadılar/yapmazlar.

           

 

TEOG’la ilgili masumane, iyi niyetli ve eğitime bir şey katabilir miyiz, acaba endişesiyle yapılan eleştirileri dinlemek lazım. Bu eleştirilerin kapısı kapatıldığı gün eğitim sisteminin bittiği gün olur. 12 yıl boyunca el yazısı saçmalığını uygulayan MEB, bu konudaki eleştirilere kulaklarını tıkamakla çok büyük bir hata yaptı ama nihai olarak bu uygulamayı kaldırmak zorunda kaldı. Bir ihtimal el yazısı da FETÖ’nün dershane sistemine/özel okullarına öğrenci çekmek için uygulattırdığı bir “örtük hata” idi. Araştırılması gereken bir durum bu. Neyse ki bedeli ağır olsa da bu yanlıştan dönüldü.  TEOG’la ilgili objektif eleştiriler dinlenip, uygulamada eksik yönler bulunuyorsa bunların giderilmesi elzemdir. Benim gördüğüm kadarıyla TEOG Sınavları oldukça başarılı uygulandı. Öğrenciler çok rahat bir psikolojiyle normal okul sınavlarına girer gibi, evlerinde test çözme rahatlığı ile TEOG sınavlarına girdiler. Sınav günlerinde hiçbir olumsuzluk yaşanmadı. Sınav sonuçları üzerinden yapılan bazı eleştiriler ise eğitimden bigane kişiler tarafından yapılıyor. Ya da rant lobilerinin farkında olmadan sözcülüğüne soyunuyorlar. Çıkar lobileri  bu kişileri pohpohlayarak tetikçi olarak kullanıyor. Son TEOG Sınavında 17.000 civarında öğrencinin tüm soruları tam yapması üzerinden TEOG uygulaması yerden yere vuruluyor. Soruların müfredat kazanımlarını ölçecek geçerlilik  ve güvenilirlikte olmadığı dillendiriliyor. Peki haklılar mı?  Bir sınavın güvenilir ya da geçerli olup olmaması bu sınavdaki soruları doğru/yanlış cevaplayan öğrencilerin sayısı ile mi ilgili? Asla. Bir sınavda, sınava girenlerin tümü o sınavdaki soruların tamamını doğru cevaplasa da o sınav güvenilir ve geçerli olabilir. Ölçme araçlarının geçerliliği ve güvenilirliği, soruların güçlüğü ile alakalı değildir. Zira 17.000 kişi üzerinden TEOG sonucunu eleştirenlere şunu sormak lazım, kaç öğrencinin tüm soruları doğru cevaplamasını isterdiniz? Bir sınavın güvenilirlik ve geçerlilik ölçütü siz misiniz yoksa bilimsel veriler mi?

 

Geçerlik, bir ölçme aracının ölçmek istediği özelliği, başka bir nitelikle karıştırmadan, doğru biçimde ölçebilme derecesidir, yani ölçme aracının, geliştirilmiş olduğu konuda amaca/gayeye hizmet etmesidir.  Kısa ve öz olarak geçerlilik, ölçme aracının ölçtüğü konuya uygunluğudur. Güvenilirlik ise bir ölçme aracının aynı özellikle ilgili olarak ard arda yapılan ölçmelerde takriben aynı sonucu vermesidir. Yani güvenilirlik bir ölçme aracının ayrı ayrı ölçümlerde istikrarlı ve benzer bulgular elde etme niteliğidir.  Bu bilgiler ışığında TEOG’un güvenilirlik  ve geçerlilik açısından hiçbir sorun ihtiva etmediği açıkça söylenebilir. Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünün yayınladığı TEOG istatistiklerinde yer alan aşağıdaki tablodaki veriler de bunu kanıtlamaktadır.  TEOG soruları Türkiye geneli ve müfredat içerikleri baz alınarak hazırlanmış, öğrenciler de kendilerinden beklenen performansı göstermiştir.

 

Alt Test

Güvenirlik Katsayısı

Ortalama

Güçlük

 

Ortalama Ayırt Edicilik

Türkçe

         0,877

         0,72

           0,77

Matematik

         0,862

         0,55

           0,68

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi

         0,863

         0,78

           0,80

Fen Bilimleri

         0,872

         0,66

           0,71

T.C İnkılap Tarihi

ve Atatürkçülük

         0,879

         0,74

           0,78

İngilizce

         0,896

         0,60

           0,75

Tüm Test

         0,972

         0,676

           0,75

 

Bir ölçme aracının sağlıklı olması demek, o ölçme aracındaki soruların hiç cevaplanamayacak zorlukta olması demek değildir. TEOG testlerinin zorluk derecesi de öğrenciler için oldukça uygun gerçekleşmiştir. Bu sınavların amacı, çocukların okullarında girdiği sınav atmosferini yakalayabilmektir. Bir öğrencinin okulda girdiği normal sınavlarda aldığı puanla TEOG’da aldığı puanı ne kadar yakınsa TEOG o denli etkili/verimli uygulanmış/geçmiş demektir. Merkezi Ortak Sınavlar II. dönem sayısal verilerine göre, sınavlara 1 milyon 185 bin 328 öğrenci katıldı. Bu kadar öğrenci içinden 17.000 civarında öğrencinin tüm soruları doğru yanıtlaması gayet anlaşılabilir bir durum. Okullarda öğrencilerin 3’te 1’inin sınavlardan tam puan alması, yadırganacak bir tablo olarak algılanmaz. TEOG’un okulda yapılan normal sınav sonuçlarına eş değer bir sonuç elde etmeyi amaçladığını düşünürsek belki bu sayı 25.000/30.000'lere de yükselebilirdi. Ama ortaya çıkan sonuç da oldukça verimli bir merkezi ortak yazılı yapıldığını göstermektedir.

           

 

TEOG’un en önemli sonuçlarından biri alt test gruplarında (Türkçe, Matematik, T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük, Fen Bilimleri, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, İngilizce) öğrenci puan ortalamalarının fark edilir derecede yükselmesiydi. Bu sevindirici bir durum. Öğrencilerin aldıkları puanların yükselmesinde hafta sonu ücretsiz yetiştirme kurslarının çok büyük rolü olduğuna inanmaktayım. Demek ki devlet okullarında da gerekli alt yapı oluşturulduğunda istenilen sonuçlar elde edilebiliyor, başarı düzeyi artırılabiliyor. TEOG’un en önemli sonuçlarından biri de Türkiye’nin doğusu, güneyi, kuzeyi ve batısından TEOG birincilerinin çıkmasıdır. Bu tablo bize şunu kanıtlamaktadır. Türkiye’de eğitimde fırsat eşitliği her geçen gün daha ileri düzeye yükselmektedir. Eğitim kalitesinde bölgesel farklılıklar ortadan kalkmaktadır. Tarlada çapalama yaparken ya da meralarda hayvan otlatırken TEOG birincisi olduğunu öğrenen öğrencilerimizin olması bizleri hem duygulandırdı hem de gururlandırdı. Hepsinin gözlerinden öper hayat sınavında kendilerine başarılar dileriz. Önceki eğitim dönemlerinde yaşandığı üzere 3-5-10-100 öğrencinin birinci olduğu bir sınav olsaydı, buna üzülmek gerekirdi. Çok şükür ki öyle olmadı. Ümit ediyoruz ki TEOG ve TEOG sonrası sistemler çocuklarımızın daha çok yararına olur.

           

Yapılan araştırmalar öğrencilerin TEOG sisteminden memnun olduğunu da gösteriyor. Basında yer alan haberlere göre MEB, TEOG sınavına katılan 8. sınıf öğrencilerine yönelik "Ortak Sınavlar Öğrenci Anketi" uyguladı. Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sistemi kapsamında düzenlenen ortak sınavlara katılan 286 bin 998 öğrenciye yönelik ankete katılanların yüzde 72'sinin, üniversiteye giriş sınavlarında da "ortak sınav" yapılmasını istediği saptandı. Bu durum da göstermektedir ki öğrencilerimiz TEOG uygulamasından oldukça memnundur. Bir eğitim sisteminin öznesi öğrencilerdir. Öğrencilerin kendilerini mutlu hissettiği uygulamaların eğitim sisteminde yaygınlaşması, eğitim sistemini daha nitelikli ve vasıflı hale getirecektir. El yazısında olduğu gibi…

           

Eğitim sistemimizin kronik problemlerine yönelik yazılarımıza fırsat buldukça devam edeceğiz. Milli Eğitim Sisteminin sorunlarının aşılması konusunda umutsuz değiliz. Eğitimin rehberlik/takdir kademelerine liyakatli insanlar getirildiği takdirde eğitim sistemimizin sorunları çok kısa sürede aşılacaktır. 25 milyon öğrencisi,  1 milyonun üzerinde personeli bulunan eğitim sistemi, kendi yağıyla kavrulabilecek potansiyele sahiptir. Nazım Hikmet’in de “Umuda bin kurşun sıksa da ölüm/Unutma, umuda kurşun işlemez gülüm…” şeklinde ifade ettiği gibi, eğitim sistemimizin yarınlarından umutluyuz ve bu umudu asla kaybetmeyeceğiz. Çünkü eğitim sisteminin karanlıklarına umut güneşi olarak doğan öğrencilerimiz var.

 

 

AHMET PEKİYİ

ahmetpekiyi@gmail.com

 

 

 



Bu yazı 28593 defa okunmuştur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI