porno izle porno izle porno izle porno izle
Bugun...


HALİL KALKAN

facebook-paylas
SULTAN ALP ARSLAN'IN İZİNDE
Tarih: 27-02-2018 20:53:00 Güncelleme: 27-02-2018 20:57:00


Yedi yılı aşkın bir süredir çok ama çok kirli bir oyun oynanıyor Suriye’de... Başta ABD olmak üzere birçok devlet, Suriye halkına ait yeraltı ve yerüstü zenginliklerini çalmak ve bunun için orada daha fazla kalabilmeyi meşrulaştırmak adına bu savaşın bitmesini değil,uzamasını istiyorlar. Ne zaman taraflar arasında barışa dair bir ümit oluşmaya başlasa, anında birileri bir şekilde devreye giriyor ve bu öldürme oyunu, sil baştan tekrar oynanmaya başlanıyor.

 

Suriye iç savaşı, ABD başta olmak üzere batılı bir takım devletlerin kışkırtmalarıyla 15 Mart 2011'de ülkenin güneyindeki Dera kentinde küçük bir kıvılcımla patlak verdiğinde ABD’inplanıEsed’siz bir Suriye idi. O günkü gidişat, Esed’in çok kısa bir sürede iktidardan gideceğini gösteriyordu.

 

Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), Suriye'de barışçıl protestoların silahlı çatışmalara dönmeye başladığı 2011 yılının yaz aylarında “sistemi yıkmak için halkla birlikte çalışmak ve halkı sistemin silahlı ölüm makinelerine karşı korumak" amacıyla Suriye ordusunda görevli yedi subay tarafından kuruldu. Geniş bir şemsiyeye tekabül eden ve içerisinde çok farklı dünya görüşlerini barındıran ÖSO, ABD de dâhil olmak üzere uluslararası toplum tarafından “ılımlı muhalefetin” askeri kanadı olarak kabul edildi ve resmi olarak tanındı. DAEŞ sahaya sürülene kadar ÖSO ile ilgili herhangi bir sorun yoktu.

 

Esed sonrasını garantiye almak isteyen ABD, 2014 Yılında laboratuvar üretimi DAEŞ’ı sahaya sürdü ve bundan sonra ABD’nin ve batının OSO’ya bakışı değişti. Suriye’nin yarısını kontrol eder hale gelmiş ve geniş halk tabanına sahipÖSO’yu, bu geniş halk tabanı dolayısıyla ileride istediği gibi kullanamayacağını gören ABD, Esed yönetiminin iyice zayıflatıldığı ve tam düşeceği sıradaDAEŞ’i sahaya sürerek dengeleri değiştirdi. Film stüdyolarında çekildiği aşikâr olan kafa kesme sahneleriyle bir anda dünyanın gündemine oturtulan DAEŞ, dünyanın en azılı terör örgütü ilan edildi ve Esed’le mücadele bırakılıp güya onunla mücadeleye girişildi. DAEŞ’in sahaya sürülmesiyle nefes alanEsed, iktidarını devam ettirebilmek ve ABD’yi dengeleyebilmek için Rusya’yı topraklarına davet etti.

 

ABD, 2014 yılına kadar desteklediği ÖSO yerine,kırk yıldır besleyip büyüttüğü ve daha kullanışlı bir enstrüman olarak gördüğü PKK’nın Suriye kolu olan PYD/YPG’yi desteklemeye başladı. Rusya, İran, Esed güçleri ve ABD destekli DAEŞ-PYD ile aynı anda mücadele etmek durumunda kalan ÖSO, zamanla zayıflatıldı ve güç kaybederek kontrolünde tuttuğu Halep dâhil birçok çok şehirden geri çekilmek zorunda kaldı. Bu durum, Esed’in işine yaradı ve kaybettiği toprakların önemli bir kısmını yeniden kontrolüne almış oldu.

 

DAEŞ’le mücadele yalanıyla ABD’nin yaptığı şuydu: Önce işgal edilecek petrol ve doğalgaz zengini stratejik şehirleri belirle, sonra DAEŞ teröristlerine orayı işgal ettirve daha sonra da orayı DAEŞ’ten “kurtarmak” için numaradan bir operasyon yap ve birkaç göstermelik çatışmayla DAEŞ’in elinden orayı al vePYD’li teröristlere teslim ederek kurtar.Yıllarca bu tiyatro oynandı durdu Suriye’de.Taki, Türkiye’nin “Fırat Kalkanı Harekâtı’na kadar.Bu harekâtla birlikte ÖSO, Suriye’de yeniden üstünlüğü ele almaya başladı. En başından beri Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan Türkiye,ÖSO ile birlikte yapmış olduğu “Fırat Kalkanı Harekatı”yla, şişirilen DAEŞ balonunu çok kısa bir sürede patlattı ve oynanmakta olan kirli oyunu bozdu.

 

Çünkü DAEŞ terör örgütünün adı dışında diğer terör örgütlerinden bir farkı yoktu. DAEŞ, PKK/PYD/YPG/SDG, adları AYRI ama amaçları ve sahipleri AYNI olan terör örgütleridir. Bu terör örgütlerini yöneten, yönlendiren hep aynı üst akıldır ve o üst aklın talimatları ve koordinasyonu doğrultusunda bu kanlı terör örgütleri hareket ediyor. Bunu kendi sınırlarımız içindeki bombalı saldırılarda dâhil olmak üzere birçok yerde defalarca gördük ama özellikle El-Bab’da,Rakka’da ve son olarak da, Afrin’de gördük. Türkiye’nin durdurulamayacağını gören terör baronları, Mehmetçik’in karşısına ilk olarak El-Bab’da, ellerindeki terör örgütlerinden seçtikleri en eğitimli teröristleriyle çıktılar ama buna rağmen, yenilgiyi ve silahlarıyla birlikte gömülmeyi engelleyemediler.Daha sonrasında göstermelik bir operasyonla Rakka’yı,DAEŞ’den alıp PYD’ye teslim ettiler. Rakka’da görevi tamamlanan DAEŞ teröristlerini de “güvenli” bir şekilde arabalara, uçaklara bindirip bir kısmını bilmediğimiz bir yerlere ve bir kısmını da önce berbere götürüp saçını sakalını kestikten sonra yani PYD’li yaptıktan sonra da Afrin’de Mehmetçik’in ve ÖSO’nun karşısına sürdüler.

 

Eeee hani bunlar (DAEŞ-PYD) düşmandılar! Birbiriyle “amansız” bir şekilde çatışıyorlardı? Hatta bunlar güya Esed ile de savaşıyorlardı!“Savaştıkları”Esed’in kontrolündeki bölgelerden hem PYD’li teröristler, hem de DAEŞ’li teröristler ellerini kollarını sallayarak kol-kola Afrin’e gidebiliyor! Kimin elinin, kimin cebinde olduğunu iyi biliyoruz. Varsın tüm teröristler Afrin’e gitsinler, nede olsa gittikleri yerden bir daha canlı olarak geri dönemeyecekler.Ama Fırat’ın batısında ama doğusunda Mehmetçik tarafından eninde sonunda öldürülecekler. Nerde öldüklerinin çokta bir önemi yok.

 

Bu sonhaçlı seferini bozabilecek tek İslam ülkesi Türkiye. İşte bu sebepledir ki, yedi düvel bir araya gelmiş ve Türkiye’ye karşı güç birliği yapıyor. Kendi ordularıyla karşımıza çıkamayan devletler, terör örgütlerine en teknolojik silahları sağlıyor ve onları askeri kamplarında eğitip üzerimize salıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar boş. Tarihte olduğu gibi yine yenilecekler ve üzerimize saldıkları o teröristler,ya ucu bucağı olmayan yeraltı tünellerinde ya da onlara sağlanan zırhlı araçlar içindeMehmetçik tarafından yok edilecekler.Onların sahipleri ise çok yakında, arkalarına bile bakamadan kaçıp gidecekler.Kim bilir! Belki yarın, belki yarından da yakın…

 

ANADOLU’YA NASIL GELMİŞTİK? KISACA BİR HATIRLAYALIM:

Anadolu’nun kapılarını Türkler’e açan Sultan Alparslan, 26 Ağustos 1071’de Malazgirt ovasında ordusuyla birlikte Cuma namazını kılıp sonrasında Bizans’ın üzerine yürümüştü. Bizim 50bin kişilik ordumuza karşılık, ileri silahlarla donatılmış 200bin kişilik bir Bizans ordusu vardı karşımızda.

Sultan Alparslan, Cuma namazı sonrası “Ölürsem kefenim olsun” dediği beyaz bir elbiseyle askerin karşısına çıkmış ve şu konuşmayı yapmıştı: “Ben, Müslümanların camilerde bizim için dua etmekte oldukları bu saatlerde düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek arzu ettiğimiz sonuç gerçekleşmiş olur, yenilirsek şehid olarak cennete gideriz. Bugün burada ne emreden bir sultan ne de emir alan bir asker var; ben de içinizden biri olarak sizinle birlikte savaşacağım; benimle gelmek isteyenler peşime düşsünler, istemeyenler serbestçe geri dönebilirler.” dedi ve düşmanın üzerine yürüyerek çok büyük bir zafer kazandı ve “Size öyle bir vatan aldım ki; ebediyen sizin olacaktır” dediği Anadolu’nun kapılarını Müslüman Türklere açmış oldu.

 

O’nun torunları da tıpkı dedelerinin 947 yıl önce yaptığı gibi yine bir Cuma namazı sonrası, teröristlerin ve onları koruyan/ kollayan şer odakların üzerine aynı İman ve aynı cesaretleyürüdüler. Rabbim, Mehmetçiklerimizin yar ve yardımcısı olsun. Onları her türlü saldırılardan muhafaza eylesin. Düşmanı mağlup edip zafer kazanmayı nasip eylesin.Vatan Şairimiz merhum Mehmet Akif Ersoy’un “Ordu Duası” şiirinin son dörtlüğüyle yazımızı noktalayalım.

 

Millet için etti mi ordum sefer,

Kükremiş arslan kesilir her nefer,

Döktüğü kandan göğe vursun zafer,

Toprağa bir damlası boş akmasın.

 

Âmin! Desin hep birden yiğitler,

Allâhuekber! göktenşehidler.

Âmin! Âmin! Allâhuekber! Allâhuekber!  

 

Selâm Sevgi ve Dua ile…

 

 

HALİL KALKAN

halil.kalkan61@gmail.com

@halil_kalkan61 



Bu yazı 2367 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI