porno izle porno izle porno izle porno izle
Bugun...


SAVAŞ HOŞTAŞ

facebook-paylas
NEFES SİYASETİNDEN NEFS SİYASETİNE
Tarih: 12-03-2016 11:55:00 Güncelleme: 12-03-2016 11:55:00


Üstad Nuri Pakdil Klas Duruş adlı kitabında şu sözlere yer veriyor,“Mütemadiyen, vicdanında, kendi kendini sorgulamayan, hiçliğe doğru hızla kayıyor demektir.”

Üstadın bu sözü ile yazıya başlıyorum çünkü siyaset kurumunu ve yönetme sanatını icra ederken topluma nefes olmak, nefes aldırmak, rahatlatmak için yola çıktığımızı söylüyoruz. Ancak süreç içerisinde öyle bir nefsane ruh haline giriyoruz ki toprağa ektiğimiz tohumları amacının dışında kullanmaya başlıyoruz.

Temel insan hak ve özgürlüklerini Magna Carta ile başlayıp kanlı mücadeleler, devrimler, katliamlar, sürgünler gibi birçok acı tecrübeden sonra Avrupa’ya oturduğunu okuduğumuzda, bu kavramı genç cumhuriyete ithal ederken yaşanacakları bilmiyormuş gibi yaptılar. Demokrasiye geçmek için yüzlerce alim astılar, binlerce vatandaşı katlettiler, ezanı Türkçeleştirip Kur’an’ı yasakladılar. Sonra topluma nefes aldırmak isteyen koca yürekli bir adam çıktı. Dokuz-On yıl bu millete nefes aldırdı; rahatlattı. Ancak nefsi için hareket eden İttihatçı gelenekten yetişen bir grup subay yine İttihatçı bir yöntemle bu adamı yargılayıp idam ettiler.

Derken demokrasi kılıfı ile ABD’nin kuklası olan nefsine yenilen darbecilerin kurduğu yönetime karşı bir başkaldırı başladı. Ülkede siyaset kurumunu kullanan yönetim erki çok başlı oldu ve krizler yaşandı. Batının dayatmalarına karşı yeni şeyler söylenmeye başlanmıştı ki yine nefsi için sahaya çıkanlar vatandaşları katlettiler. Adaletsizlik olmasın diye de “bir sağdan bir soldan olacak şekilde” gencecik insanlara kıydılar.

Nefsi için batıldan yana olanların karşısına millete hizmet ve nefes aldırmak için yola çıkan koca yürekli adamlar her daim çıkıyordu; öyle de oldu. Yine koca yürekli bir adam çıktı ve tarihi kararlar alarak toplumun kanayan yaralarını sarmak için mücadele etti. Ekonomi canlandı, toplum nefes almaya başladı ki nefis taraftarları bu adamı da zehirlediler. Onun gibi düşünen güzel adamları da zindana attılar; nefessiz bırakmak istediler.

Nefis taraftarı olan üç beş adamın karşısına onların düzeni yıkıp, “adil düzeni” kurmak isteyen biri gerisin geri geliyordu ve nihayetinde karşılarına çıktı. Ancak bu defa yalnız değildi; İstanbul ve Ankara gibi iki önemli kale de alınmış, bu iki ildeki koca yürekli adamlar nefes aldırmaya başlamışlardı.Kadronun başındaki adam ise on bir ay gibi kısa bir sürede ülke geneline nefes aldırmış, memura, işçiye ve genel olarak topluma öyle bir nefes aldırmıştı ki nefisçi kadrolar derhal iş başına geçtiler ve ağababalarının demokrasiyi kesintiye uğratmamaları yönündeki istekleri üzerine “postmodern” darbe yaptılar. Onlara karşı direnen ve nefes aldırmayı “savunan adam” diğer siyasilerden ne kadar destek istese de yalnız bırakıldı. İstanbul’daki nefes adamı da aynı şekilde şiir okuduğu gerekçesiyle görevinden alındı ve cezaevine gönderildi. Ancak O, tarihi bir söz söyledi, “Bu şarkı burada bitmeyecek” dedi.

Hocasından aldığı terbiye ile yeni bir strateji geliştirip topluma nefes olmak isteyen adamlarda yeni bir kadro kurdu. Bu kadronun içerisinde “zaman” içerisinde kasasına, masasına ve nisasına yenik düşen yol arkadaşları oldu. Artık geri adIm atmak yoktu.

Muhtar bile olamaz dedikleri adam sırasıyla üç dönem başbakan ve akabinde cumhurbaşkanı oldu. Sürecin detayında ise yola çıktıkları isimler Cumhurbaşkanı, başbakan yardımcısı, bakan ve belediye başkanlıkları gibi kritik görevleri üstlendiler. Toplum kendisine hizmet edip tüm vesayetle mücadele eden bu adama sahip çıktı ve tüm darbe teşebbüslerini bertaraf ederek geri bildirimde bulundu. Bu defa kendisine nefes olan adamı yedirmedi ve bu adama nefes oldular.

Ancak bu kadronun içerisinde yetişip, önemli makamlara gelip toplumun saygınlığını kazanan bir takım isimler “zamanın” değişimiyle bir yerlere “taraf” olarak toplumdan yana değil de nefislerinden yana tavır almaya başladılar. “Arıncımız” olanlar arsızlaştı, “Gül” bildiğimiz diken oldu, “Kılıç” gördüğümüz “Erginleşip” ihanet şebekesinin tarafını seçtiler.

Bugün ise özgürlükler adına casusluk yapıp ülkesini terörist ilan ettirmek isteyenlerle kol kola girdiler. FETÖ’ye finansal destek sağlayanları rencide oluyorlar diye savundular. Hatta daha ileri gidip cübbe giymekle tehdit savurdular.
Nefes siyaseti için yola çıkıp nefsine yenilenler unutmasınlar ki bu millet Reis’ini de Hoca’sını da asla yalnız bırakmayacak. İfsat çıkaranları ise yakın tarihin kara lekesi olarak anacaklar.

Yazımı yine Üstad Nuri Pakdil’in sözüyle bitiriyorum, çünkü nefes siyasetinin yanında olanların kuşandığı çok önemli bir söz,“Benim siyasetim inancımdır, benim inancım siyasetimdir.”

Vesselam

SAVAŞ HOŞTAŞ
@savashostas



Bu yazı 1720 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI